Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1519 E. 2014/8589 K. 30.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1519
KARAR NO : 2014/8589
KARAR TARİHİ : 30.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek,kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
İzmir Posta İşletme Müdürlüğünde posta dağıtıcısı olarak görev yapan sanığın, 2002-2006 yılları arasında verdiği tedavi yardım beyannamelerinde başka bir sosyal güvenlik kurumundan sigortalı olduğu halde babası ve annesini bakmakla yükümlü aile fertleri arasında gösterip tedavi giderlerinin PTT kurumunca karşılanmasına neden olmak suretiyle kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın babasının 02488240024 sicil numarasıyla 07.02.1977 tarihinden itibaren Bağ-Kur kaydının olduğu ve 15.11.2006 tarihinde vefat ettiği, babasının Bağkur kaydı pasif olup yeşil kartının bulunması nedeniyle katılan kurum tarafından herhangi bir nedenle ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, babasının ölümünün ardından prim borçları ödenerek Bağ-Kur tarafından annesine maaş bağlandığı, 01.08.2005-11.08.2006 tarihine kadar annesinin 2022 sayılı yasa uyarınca 65 yaş maaşı aldığı, Sağlık ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın 28.06.2006 gün ve 3579 sayılı emirlerinde 65 yaş maaşı alanların yeşil kart çıkartmaması halinde katılan kurum tarafından sağlık hizmetlerinden yararlanabileceklerinin bildirildiği, 04.07.2006 tarih ve 3647 sayılı emirlerinde ise bu kez 65 yaş aylığı alanların yeşil kart çıkartmasalar dahi sağlık hizmetlerinden yararlanamayacaklarının bildirildiği, sanık tarafından bunun üzerine annesinin maaşının kesilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’na feragat dilekçesi verilerek maaşın kesilmesinin sağlandığının anlaşılması ile, sanığın anne ve babasının sanığın sosyal güvencesinden yararlanmasa dahi kendi sosyal güvenceleri kapsamında tedavi giderlerinin karşılanacağı, ilgili kurum yetkililerinin sigortalıların ve beyannamede gösterdiği yakınlarının başkaca sosyal güvenlik sistemine dahil olup olmadıklarını denetleme ve kontrol yükümlülüğünün bulunduğu, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin birleştirilerek Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde toplandığı ve yapılan harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının oluşmayacağı cihetiyle suçun unsurları itibariyle oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetszilik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.