Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/152 E. 2014/14323 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/152
KARAR NO : 2014/14323
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
EK karar : Sanık …’ın temyiz isteminin reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ın yüzüne karşı verilen mahkumiyet hükmünde “tebliğden itibaren 7 gün içinde temyiz edilebileceği” belirtilmiş olup tereddüte neden olunduğundan ve gerekçeli kararın da sanığa tebliğ edilmediği , kanun yollarına başvuru süresinin başlangıcı yönünden yanıltma olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine dair 23.08.2010 tarihli ek karar kaldırılarak sanığın öğrenme üzerine verdiği temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde ;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; katılan …’in aracından çalınan boş çek yapraklarıyla birlikte yetkilisi olduğu … İnşaat Limited Şirketi’ne ait kaşeyi bir şekilde eline geçen sanıkların, temyiz kapsamında olmayan diğer sanık … ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, çekleri piyasaya sürmek hususunda anlaştıkları, bu kapsamda tüm çeklere şirket kaşesini vurduktan sonra sanık …’in keşideci kısmına imza attığı, bir kısım çekleri tam olarak doldurdukları, bir kısmında ise sadece çek bedelini boş bıraktıkları, sahte olarak düzenlenen bu çeklerden iki tanesinin sanık …, beş adedinin de sanık …’den ele geçirildiği, sanık …’ın ise yine sahte olarak düzenlenmiş 27.03.2010 keşide tarihli, 1.580 TL bedelli çeki katılan …’dan satın almış olduğu bilgisayar karşılığında verdiği sabit olmakla resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; suça konu çeklerle ilgili olarak kriminal raporu aldırılmış olması, katılan …’in beyanlarına göre ele geçirilen çeklerin kendisine ait çalınan çekler olduğunu doğrulaması ve çek fotokopilerinin dosya arasında mevcut olması karşısında duruşmaya getirtilip incelenmesinin sonuca bir etkisi olmayacağından sahtecilik suçu yönünden bozma kararı isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, sanık … hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Tekerrüre esas alınan Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.07.2008 tarih ve 2007/561 esas, 2008/620 sayılı kararının suç tarihinden sonra kesinleşmesi karşısında tekerrürre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.