YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15311
KARAR NO : 2015/30474
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin 18.1.2010 tarihinde nden önce uçak ile İstanbul’a geldiği, daha sonra Yalova iline geçtiği, burada temyiz dışı sanık Kadir ile tanıştığı, o sırada vizesinin süresi dolduğu için süreyi uzatmak için Kadir ile birlikte Pasaport Şube Müdürlüğüne gittikleri, burada sürenin uzatılamayacağının müştekiye söylendiği, daha sonra sanık Kadir’in müştekiyi diğer sanıklar olan Altan ve Serdal ile tanıştırdığı, sanıkların müştekiye hitaben “ biz Filistinlileri seviyoruz, kardeşiz “ dedikleri, kendilerinin de köken olarak Çeçen olduklarını belirtip müştekinin güvenini kazandıkları, akabinde her üç sanığın müştekiye ait pasaport süresini uzatabileceklerini ve kendisine Almanya vizesi alabileceklerini söyleyerek bunun karşılığında 2400 ABD Doları istedikleri, bunun üzerine müştekinin kardeşini arayarak 2000 ABD Dolarını sanık A’ın banka hesabına havale edilmesini sağladığı, 26.2.2010 tarihinde sanıklar A ve S ın birlikte bankaya giderek sözkonusu parayı çektikleri, ancak sanıkların müştekinin pasaport süresini uzatmadıkları ve kendisine vize almadıkları gibi almış oldukları parayı da müştekiye iade etmedikleri, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ifadesi, banka dekontu ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
2-TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun “ sadece sanıkların kendi altsoyları yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “300 gün” ve “ 6000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“ ve “100 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, ” Sanıkların 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.