YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15507
KARAR NO : 2014/4348
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanık … ile katılan …, diğer katılan sanıklar, …, …, … ve…’ın tarla komşusu oldukları ve aralarında tarla sınırı nedeniyle anlaşmazlığın bulunduğu, olay tarihinde katılan sanık …’ın kendisine ait muz bahçesine geldiği sırada, yan tarlada çalışan katılan sanık …’nin arabanın önüne geçerek ” muz bahçesine geçemezsin, yoksa seni öldürürüm ” şeklinde katılan sanık …’ı tehdit ettiği, ancak katılan sanık …’ın yoluna devam ederek tarlasında çalışmaya başladığı, bu sırada katılan sanıklar …, … ve…’ın olay yerine gelerek, katılan sanık …’ın 8 adet muz ağacına zarar verdikleri, bunu gören katılan sanık …’ın da tahrik altında elinde bulunan ve mahkememiz tarafından silahtan sayılan orakla katılan…, katılan sanıklar …, .., … ve ..’a hitaben “Sizi öldüreceğim.” şeklinde silahla tehdit ettiği olayda,
1- Katılan sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
5271 Sayılı CMK’un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Katılan sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA
3-Katılan sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu muz bitkisinin otsu bir özelliği olup, odunsu yapıya sahip olmaması ve yörede ortalama bir yıl ömrü olup ve her yıl yeniden ekime konu olması karşısında; bu muz türünün dikili ağaç veya fidan niteliği bulunmaması karşısında sanıkların eylemlerinin TCK’nın 151/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 152/1-c maddesi hükmü uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıkların ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/03/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.