Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1560 E. 2014/17047 K. 22.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1560
KARAR NO : 2014/17047
KARAR TARİHİ : 22.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçinin telefonuna “Ben Antalya’dan …, sizinle tanışmak istiyorum” şeklinde mesaj göndererek şikayetçi ile tanıştıktan sonra karşılıklı mesajlaşmaya başladıkları, sanığın telefonda kendisini …. Üniversitesi öğrencisi olarak tanıtarak, babasını trafik kazasında kaybettiğini, kredi kartı borcu olduğunu, borcun ödenmemesi halinde hapse gireceğini belirterek 1050 TL borç para istediği ve hesap numarası olarak da ağabeyi …’e ait olduğunu söylediği hesabı bildirdiği, ancak şikayetçinin bu aşamada para göndermediği, bunun üzerine sanığın şikayetçiyi telefonla arayarak kendisini …’nin ağabeyi … olarak tanıtıp …’nin kredi kartı borcundan dolayı hapse girdiğini, borç miktarı olan 1050 TL için 250 TL eksiğinin kaldığını belirterek bu parayı talep ettiği, şikayetçinin bu talebi de kabul etmediği, 17/05/2010 günü ise sanığın tekrar şikayetçiyi arayarak 100 TL eksiğinin kaldığını söyleyip tekrar para istediği, şikayetçinin de 100 TL’yi sanık adına Antalya Saklıkent PTT Şubesi’ne gönderdiği ve paranın sanık tarafından PTT şubesinden çekildiğinin anlaşıldığı olayda, sanık ve şikayetçi beyanı ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.