YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15695
KARAR NO : 2015/30427
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
MAHKEMESİ : 2. Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, mağdura ait oto elektrik dükkanına gelerek, kendisini Şoförler Cemiyeti Başkanı’nın gönderdiğini, Şoförler Cemiyeti Başkanının aracının aküsünün bittiğini ve akü istediğini söylediği, mağdurun sanığa güvenerek bir adet Tudor marka aküyü sanığa verdiği ancak sanığın Şoförler Cemiyeti Başkanı tarafından gönderilmediğini öğrendiği, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık ifadesi, mağdur beyanı, tutanaklar ile tüm dosya kapsamına göre, aşağıda belirtilen neden dışında mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya içerisinde mevcut, 02/07/2010 tarihli teslim tesellüm tutanağına göre, sanığın yakalandığı tarihte kendi rızasıyla aküyü teslim edeceğini beyan etmesi üzerine akünün sanıktan alınarak mağdura iade edildiğinin belirtildiği, katılanın da duruşmada alınan 16/06/2011 tarihli ifadesinde, karakola gittiğinde akünün orada olduğunu ve zararının giderilmesi nedeniyle şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; sanığın cezasında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesi gereğince etkin pişmanlık indirimi yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.