YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15765
KARAR NO : 2014/4320
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır.
cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
…Asayiş Ekipler Amirliğinde görevli polis memurları olan şikayetçiler … ve …’in olay tarihinde devriye görevlerini ifa ettikleri sırada gece saat 02:00′ de …Caddesi üzerinde bir kaç kişinin çevreyi rahatsız ettikleri yönünde ihbar almaları üzerine bildirilen yere gittikleri, burada sanık ile açık kimlikleri tespit edilemeyen üç kişinin bir kahvehanenin önündeki boş masalarda akol aldıklarını ve arkalarındaki kapıları açık otomobilden yüksek sesle müzik dinlediklerini görmeleri üzerine şahıslara uyarıda bulundukları ve olay yerinden ayrılmalarını istedikleri; ancak şahısların benzer davranışlarını sürdürdürmeye devam ettikleri ve sanığın, haklarında işlem yapmak isteyen polis memuru şikayetçi …’un yakasından tutarak kafa atmaya çalıştığı ve şikayetçiler … ile …’a hitaben, “Ananızı, çocuğunuzu sinkaf ederim, şerefsizler” şeklinde sözler söylemek suretiyle hakaret ettiği, acil olarak takviye ekibin çağrıldığı, olay yerine gelen takviye ekip ile birlikte sanığın kontrol altına alınarak …polis Karakoluna götürüldüğü,
sanığın karakolda bulunduğu sırada kendisinden kimliğini isteyen şikayetçi polis memuru …’e hitaben “Kimliğimi vermiyorum, alabilen varsa gelip alsın, alacak adamı sinkaf ederim” şeklinde sözler söyleyip hakarette bulunduktan sonra şikayetçi …’i, yüzüne kafa atmak suretiyle etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderebilecek şekilde yaraladığı, polis merkezinde bulunduğu sırada polis memuru şikayetçi …’u, yumruk atarak etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderebilecek şekilde yaraladığı ve polis merkezi sistem odasının kapısını tekmeleyerek görgü tespit tutanağında belirtildiği gibi zarar verdiği ve bu şekilde sanığın üzerine atılı olan suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, görgü tespit ve olay tutanağına, doktor raporlarına şikayetçiler ile tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; iddia edilen ve sanık tarafından gerçekleştirildiği sabit görülen eylemlerin görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve kamu görevlisine görevi nedeniyle alenen hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, olay yerinde hakkında işlem yapmak isteyen polis memuru şikayetçi …’un yakasından tutarak kafa atmaya çalışması ve sonrasında ise polis merkezine getirildiği sırada polis memuru olan şikayetçiler … ile …’i, yumruk ve kafa ile vurmak suretiyle etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralaması şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez kamu görevlisine etkin olarak direnmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.