YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1580
KARAR NO : 2014/8121
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Köy muhtarı olan sanığın, halası olan katılanın yanına gelerek köye kadastro için elamanların geldiğini, dedelerinden kalan hisseli araziler için kendisine hakkını vereceğini belirterek katılandan iki adet belgeye parmak basmasını istediği, katılanın, okuma ve yazmasının olmaması nedeniyle, sanığa inanarak belgeleri imzaladığı, 06/12/2006 tarihli belgelerin birinde, katılanın, babasından kalan taşınmazları sanığa hibe ettiğinin yazılı olduğu, bu belgeyi tanık olarak imzalayan tanık …’in, belgenin kendi yanında katılan tarafından imzalandığını, katılanın kendisine bağışlanacak olan arazi karşılığında parmak bastığını, herhangi bir kandırılma olayı olmadığını belirttiği, köy azası olan tanık …’ın da, imzalardan sonra onay için belgenin kendisine sanık ve katılan tarafından getirildiğini, aralarındaki anlaşmayı görünce imzaladığını belirttiği, diğer belgede de, katılanın kardeşi …’in, … mevkiindeki taşınmazın yarısını kardeşi katılana hibe ettiğinin yazıldığı, bu belge altında da tanık …’in imzasının bulunduğu, bu hibe işlemlerine göre kadastro tespitlerinin yapıldığı, katılanın daha sonra bu tespite mahkeme
aracılığı ile itiraz ettiği, böylece sanığın, katılana pay vereceğini söyleyerek ve onun okuma ve yazma bilmemesinden yararlanarak hibe içerikli belgeleri imzalatmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, tanıklar aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, katılanın, kendisine hibe edilecek taşınmaz karşılığında bilerek ve isteyerek belgeye parmak bastığını, buna rağmen katılanın daha sonra itirazda bulunduğunu belirttikleri, alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre belgenin altındaki tanık imzasının tanık …’e ait olduğunun belirlendiği, buna göre, sanığın hileli hareketlerde bulunarak ve katılanı kandırmak suretiyle, katılanın aleyhine olacak bir belge imzalattırdığına dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, ayrıca taşınmazın kime ait olduğu hususunun da, hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.