Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15813 E. 2014/5009 K. 18.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15813
KARAR NO : 2014/5009
KARAR TARİHİ : 18.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevli memura direnme, memura yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
1- Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda; sanığın, görevli polis memurlarının kendisini karakola götürmek için müdahale ettiği sırada, polis aracına tekme ile vurmak suretiyle zarar verdiği anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kamu malına zarar verme, görevli memura direnme ve memura yalan beyanda bulunma, sanık … hakkında kamu malına zarar verme ve görevli memura direnme, sanık … hakkında görevli memura direnme ve memura yalan beyanda bulunma, sanık … hakkında memura yalan beyanda bulunma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların … terminalinde bulunan çay bahçasindeki konuşmalarının çevreden vatandaşlar tarafından duyularak hırsızlık için hazırlık yaptıklarının ihbar edildiği, polislerin geldiğinde durumdan haberdar olan sanıkların kaçmaya başladıkları, polis memurlarının sanıkları durdurup kimlik sorması üzerine, sanıkların; “Bizi tutamazsınız, suçumuz ne, bunun hesabını sorarız” şeklinde sözler sarfetmek suretiyle görevli memura direnmek suçunu işledikleri, sanıkların yapılan kimlik kontrollerinde sanık …’ın üzerinde … adına düzenlenmiş ancak kendi resmi yapışık olan ve yapılan incelemelerde iğfal kabiliyetini haiz olduğu ekspertiz raporu ile bildirilen bir adet … Nüfus Müdürlüğü tarafından 27.02.2006 tarihinde düzenlenmiş … nolu … seri numaralı sahte nüfus cüzdanın ele geçirildiği, sanık …’ın kardeşi … adına düzenlenmiş bu gerçek nüfus cüzdanının fotoğrafını değiştirmek suretiyle sahtecilik suçunu işlediği, sanıklardan …’in üzerinde ele geçirilen… ismine düzenlenmiş ancak sanık …’in resmi yapışık olan 30.05.2006 tarih … sayılı … seri numaralı sürücü belgesinin ise aldatma kabiliyetini haiz olmadığı, ancak sanık …’in …’a gelirken …girişinde bölge trafik istasyon büro amirliği ekiplerince hız kuralına riayet etmemek suçu nedeni ile düzenlenen ve adli emanete alınan … sıra numaralı trafik ceza tutanağının tanzimi sırasında, görevlilere bu sürücü belgesini
ibraz ederek başkası adına tutanak düzenlettirdiği ve bu suretle resmi belgenin tanzimi sırasında yalan beyanda bulunmak ve resmi belgeyi bozmak suçlarını işlediği, sanık …’in ise kimlik kontrolü yapan memurlara aynı adli emanet sırasına kaydolunan … 02.09.2004 tarih … sayı ile düzenlenen …seri numaralı …adına düzenlenmiş gerçek sürücü belgesini kendi fotoğrafını yapıştırmak sureti ile bozup tahrif ettiği, yapılan incelemede bu hali ile sürücü belgesinin aldatma kabiliyetinin olmadığı, ancak sanığın gerçek bir resmi belgeyi bozmak suçunu işlediği iddia edilen olayda;
a)Olaya ilk müdahale eden tutanak düzenleyicileri olan …, … ve …’un beyanlarına ve 31/08/2006 tarihli olay yeri tutanağında göre, sanıklardan …’in mala zarar verme suçunu işlediği, diğer sanıkların bu fiile iştirak ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeter ölçüde kesin ve inandırıcı delile ulaşılamaması nedeniyle sanıkların beraatlerine dair hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
b)31/08/2006 tarihli olay yeri tutanağında, sanıklar …, … ve …’ın memura direnme suçunu işlediklerini gösterir cebir ve tehdit kullandıklarına dair kesin ve şüpheden uzak fiillere yer verilmediği, sanıkların da tüm aşamalarda atılı suçlamayı reddetmeleri karşısında, sanıkların mahkumiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanıkların beraatlerine dair hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
c)Sanıklar …, … ve …’ın fiillerinin sahte resmi belge kullanmaktan ibaret olduğu, ancak bu konuda alınan raporlarda belgelerin aldatıcılık özelliğinin bulunmadığı, kolluğa verilen belgelere göre işlem yapılmasının resmi belgede sahtecilik suçunun unsurunu oluşturduğundan sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.