YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15989
KARAR NO : 2015/30808
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Tebliğname No : 15 – 2011/397891
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/06/2010
NUMARASI : 2010/95 (E) ve 2010/529 (K)
SANIK : M.. İ..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda karar verildiği, sanığın Kırşehir Cezaevinden gönderdiği 27/09/2010 tarihli dilekçede, atılı suçu işlemediğini, beraatına karar verilmesini istediği, mahkeme kararının bizzat kendisine cezaevinde tebliğ edilmesini istediği, sanığın söz konusu bu dilekçesinin temyiz dilekçesi mahiyetinde olduğu, sanığa da cezaevinde bu tarihten sonra 22/10/2010 tarihinde gerekçeli kararın tebliğinin yapıldığı, sanığın bizzat kendisine tebligat yapılmasını istemesi de göz önünde bulundurularak, vasisine tebligat yapılmasının temyiz süresini başlatmayacağı, vasiye tebligat yapılsa dahi sanığa da tebligat yapılmasının gerekli olduğu, sanığın 27/09/2010 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi mahiyetinde olmasından dolayı, öğrenme üzerine, sanığın süresinde temyiz dilekçesi verdiğinin kabulü gerektiği anlaşıldığından, temyiz talebinin reddine ilişkin 02/08/2011 tarihli ek kararın yok hükmünde sayılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Sincan açık cezaevinden firar ettiği, Kahramanmaraş iline geldiği, olay tarihinde şikayetçi N.. E..’ye ait iş yerine gelerek burada bulunan iş yeri sahibinin yeğeninden iş yeri sahibini tanıdığını söyleyerek, 20 kilogramlık 2 adet zeytin yağını alarak kendisine bir cep telefonu numarası verdiği, daha sonra tekrar geleceğini söylediği, bu şekilde şikayetçinin yeğenini kandırarak dolandırdığı, olay yerinde tertibat alan polis memurlarınca da daha sonra da iş yerine tekrar geldiğinde yakalandığı, bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda,
Tüm dosya kapsamı, sanık savunmaları, şikayetçi beyanı, tanık beyanı, tutanaklar ve delil niteliğinde olabilecek tüm belgeler bir bütün halinde birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın olay tarihinde şikayetçiye ait işyerine dolandırıcılık kastıyla geldiği, o sırada işyerinde şikayetçinin olmadığı emaneten şikayetçinin dükkanına yeğeni olan ve tanık olarak mahkememizce beyanı tespit edilen Bünyamin’in baktığı ve dükkanda olduğu sırada sanığın gelerek Bünyamin’e şikayetçiyi tanıdığını söyleyerek iki adet 20 kglık zeytinyağı aldığı, parasını daha sonra vereceğini söylediği ve cep telefonu numarasını vererek iki teneke zeytinyağını alarak işyerinden ayrıldığı, bu şekilde sanığın hile kullanarak kendisine haksız menfaat temin ettiği ve dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesine dayanan kararda aşağıda gösterilen neden dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlar çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.