YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16334
KARAR NO : 2014/6265
KARAR TARİHİ : 02.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
1) Sanığın katılan …’ye karşı işlediği kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından, şikayetçi …’a karşı işlediği kasten yaralama ve hakaret suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat,
mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura Yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş
olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın alkollü vaziyette bulunduğu esnada yolda yürüyen şikayetçi …’a omuz attığı, çıkan tartışmada sanığın şikayetçiye hitaben hakaret ettiği ve ittirerek yere düşürdüğü, bu durumu gören şikayetçinin arkadaşı katılan …’nin sanığa engel olmak istemesi üzerine sanığın sinirlenerek kafa atıp katılanı yaraladığı, arabasına vurarak zarar verdiği olayda, mahkemenin “mala zarar verme”, “kasten yaralama”, “hakaret” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanığın katılan …’ye karşı işlediği bıçakla yaralamaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın kavga esnasında katılana kafa atıp yaralamasının ardından temin ettiği ekmek bıçağı ile katılanı kovalaması şeklindeki eylemi ayrıca bıçakla yaralamaya teşebbüs olarak nitelendirilmiş ve sanığın tecziyesine karar verilmiş ise de, sanığın eyleminin kül halinde kasten yaralama suçunu teşkil ettiği ve sanığın bu suçtan cezalandırılmasına karar verildiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.