YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16457
KARAR NO : 2013/13474
KARAR TARİHİ : 18.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın kendisini “… ” ismi ile ve müteahhitlik yapan varlıklı bir aşiret çocuğu olarak tanıtıp evleneceğini söyleyerek yakınlık kurduğu katılan … …’in ailesi ile de tanışıp görüşmeye başladığı, katılanın boynundaki altın kolyeyi alıp yerine daha değerlisini satın alıp takacağını söylediği, bir müddet sonra aşiret gelini olacağını, kendisine yakışmadığını söyleyerek katılana ait Tofaş marka otomobili satıp yerine yenisini alacağı vaadi ile ikna ederek …’da katılanla birlikte sattığı ve bedelini katılana ödemediği, beklenti içerisinde olan katılanın bu durumu sorun etmediği, bu arada katılanın kız kardeşi katılan … ve eşi …’nın
otomobillerini satılığa çıkardıklarını öğrenerek alıcı olup katılanlarla fiyatta anlaştığı, katılan …’ı ikna ederek katılanlar … ve eşi …’ya ait otomobili üzerine almasını istediği, …’nın sanığa güvenerek otomobilin devrini noterde katılan … üzerine yaptığı ancak katılanı aracın devrini kimseye vermemesi hususunda tembihlediği, sanığın devir işleminden sonra katılan …’a arabanın … plakalı olmasını istediğini, bu … için yeğeni olan …’e noterde vekalet vermesini söylediği, sanığa güvenmekte olan katılanın notere gittiğinde sanığın hazırlattığı araç satış sözleşmesine plaka değişikliği için vekaletnameye imza attığı inancı ile ve sanığın eli ile evrakın üst kısmını kapatması nedeni ile de okumadan imzaladığı, böylelikle otomobilin devrinin katılanın rızası olmaksızın tanık …’e geçtiği, bu eylemlerinin ardından sanığın ortadan kaybolup katılanların telefonlarına çıkmadığı olayda, mahkemenin “dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.