Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1673 E. 2014/17092 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1673
KARAR NO : 2014/17092
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuk … müdafii ile suça sürüklenen çocuk …’ın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin yüzüne karşı tefhim olunan 16.12.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra suça sürüklenen çocuk … tarafından yapılan 12.01.2011 havale tarihli dilekçe ve suça sürüklenen … müdafii tarafından 25.01.2011 havale tarihli dilekçe ile yapılan vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müştekilerin, … plakalı Audi marka aracı satmak amacıyla … Gazetesine ilan verdikleri, sanıklardan …’in Almanya’da çocuklarının olduğu ve güzel bir araç almak istediği, ancak hasat dönemi olması nedeniyle çıkamadığını, aracın … Köyüne getirilmesini, aracın devri için de adına süreli vekaletname düzenlettirmelerini, parayı peşin vereceğini söylediği, müştekilerin de inanarak, sanık … adına vekaletname düzenlettirdikleri ve müşteki …’in suça konu aracı … Köyüne getirdiği, sanık … ile diğer sanıkların kendilerini karşıladıkları, sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’in, suça konu aracı deneme sürüşü yapmak amacıyla alarak olay mahallinden ayrıldıkları, aracın torpido gözündeki vekaletnameyi bulup alarak, Isparta’da aracı sanık …’in damadı olan …’a sattığı, müştekinin şüphelenerek sorması üzerine de önce bankadan para çekmek istediklerini ancak işlerinin uzadığını, daha sonra da aracın arıza yaptığını söyledikleri, müştekinin ise dolandırıldığını anlayıp, şikayetçi olduğu anlaşılmakla; sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tespit olunması suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün” ve “2.400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.10.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.