YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1675
KARAR NO : 2014/16856
KARAR TARİHİ : 21.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında belirlenen gün sayısı, paraya çevrilirken sevk maddesi olarak uygulama yeri olmayan TCK’nın 50/1-a maddesi gösterilmiş ise de, bu durumun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların eylem ve fikir birliği içinde müştekiyi dolandırmaya karar verdikleri, bu kapsamda, inşaat işi ile uğraşan müştekiye, sanık …’un kendisini İSDEMİR isimli firmada genel müdürün şoförü olarak tanıttığı ve müştekiye demir alımı konusunda yardımcı olabileceğini söylediği, bunun üzerine müştekinin İskenderun’a giderek burada sanık … ve kendisini genel müdür … olarak tanıtan sanık … ile görüştüğü ve 200 ton demir alımı konusunda anlaştığı, sanıkların bu görüşmeye … plakalı araçla geldikleri, sonrasında 200 ton demir karşılığı 145.000 TL’yi ödemek üzere tanık … ile tekrar İskenderun iline gittiği, burada sanıklar …, … ve … ile buluştuğu, sanıklara kararlaştırılan miktarı verdiği, sonrasında sanıklar ile fabrikada buluşmak üzere sözleştiği, ancak sanıkların müştekinin yanına bir daha gelmedikleri ve irtibat kurdukları telefonu da kapattıkları, bunun üzerine müştekinin dolandırıldığını anladığı, sonrasında sanıkların kullandığı aracın sanık …’e ait olduğu ve olay sonrasında sanık …’e ait evin bahçesinde bulunduğunun anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar …, … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yemyiz incelemesinde,
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği anlaşılmakla haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar … ve … müdafii ve sanık …’nın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yemyiz incelemesinde,
Sanıklardan … ve …’in, atılı suçu inkar etmeleri, inkarlarının aksini kanıtlayan görgü ve bilgiye yönelik delil bulunmadığı, sanıkların, başka suçları nedeniyle verilen dinleme kararına dayalı olarak, söyledikleri sözlerin hukuka aykırı delil olması nedeniyle derdest dosyada delil olarak değerlendirilemeyeceği, sanık …’e ait aracın diğer sanıklarca kullanılmasının sanıklar … ve …’in ne şekilde suça katıldıklarını denetime izin verecek şekilde açıklanmadığı, dolayısıyla tüm dosya kapsamı itibariyle sanıklar … ve …’in beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekile yargılamaya devamla mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafi ve sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.