YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1684
KARAR NO : 2014/17125
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’in yetkilisi ve eşi sanık … ile birlikte sahibi olduğu … Tekstil’in 23.11.2005 tarihinde katılan … ile genel kredi sözleşmesi imzaladığı, bu kapsamda 75.000,00 Amerikan Doları kredi kullandığı, sanık … …’in babası olan sanık …’in de sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı, bu kredi borcuna karşılık sanık … …’in muhasebecisi olan sanık …’ın kimden aldıklarını ispat edemediği, …bank A.Ş … Şubesi’ne ait 15.10.2007 keşide tarihli, 49.750,00 TL bedelli, keşidecisi … Day.Tük M. San ve Tic. Ltd. Şti olan çeki verdiği, bankanın çek bedelini tahsil etmek istediğinde çekin ödemeden yasaklı olduğunu öğrendiği, bunun üzerine başlatılan icra takibine çek hesabı sahibi olan şirketin itiraz ettiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda keşideci imzasının Dervişoğulları isimli şirketin temsilcisine ait olmadığınını tespit edilerek takibin durdurulduğu, tanık olarak dinlenen …’nun 15.03.2007 tarihinde işyerlernide meydana gelen hırsızlıkta suça konu çekin çalındığını beyan ettiği gibi, hırsızlığa ilişkin düzenlenen olay yeri görgü tespit tutanağı ile firmanın …bank’a bu konuda yazdığı talimatın birer suretinin dosya içerisine alındığı somut olayda;
1- Katılan vekilinin sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından; ayrıca tüm sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz talebi ile sanık … … ve müdafiinin, sanık …’ın resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine karşı yaptıkları temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık …’in şirketin ortağı olmakla birlikte bütün ticari faaliyetlerin eşi olan sanık … tarafından yürütülmesi, sanık …’in babası olan sanık …’in ise şirket ortağı olmadığı gibi kullanılan kredide kefil olması, suça konu çekin kredinin kullandırılması için verilmediği, genel kredi sözleşmesine teminat olarak daha sonra verildiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile verilen beraat kararları ile sanık …’ın suça konu çki kimden aldığını ispat edememesi, çekin sahibinin rızası dışında elinden çıktığının anlaşılması ve keşideci imzasının şirketin yetkilisine ait olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olması karşısında amaç ve fikir birliği içerisinde hareket eden sanıklar … ve …’in mahkûmiyetlerine ilişkin kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili, sanık … …… ile sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … müdafiinin beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ile sınırlı temyiz talebinin incelenmesinde;
1136 sayılı Kanunu’nun 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “sanığın kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.