YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1693
KARAR NO : 2014/16863
KARAR TARİHİ : 21.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin seralarının bulunduğu, seralarda işçi olarak dışarıdan gelen ailelerin çalıştırıldığı ve seraların yanında bulunan işçi evlerinde bu ailelerin kaldıkları, müştekinin de seralarında çalışmak üzere böyle bir işçi ailesi aradığı, müştekinin işçi aradığını duyan … isimli arkadaşının müştekiyi aradığı ve sanıktan söz ederek sanığın iş aradığını belirttiği ve sanığın cep numarasını müştekiye verdiği, müştekinin de sanığı aradığı ve buluşma yeri verdiği, çarşıda müşteki ile sanığın buluştuğu, müştekinin sanığa kendisi ile çalışıp çalışamayacağını sorduğu, sanığın da kendisinin bir başkasının yanında çalıştığı için çalışamayacağını ancak başka bir arkadaşının iş aradığını söylediği, bunun üzerine müştekinin sanıktan o arkadaşını getirmesini istediği, ertesi gün sanığın yanında bir arkadaşı ile müştekinin yanına geldiği, müştekinin gelen şahsa ailesi ile birlikte yanında çalışıp çalışamayacağını sorduğu, gelen şahsın çalışabileceğini söylemesi üzerine tarafların pazarlığa başladıkları, ancak çalışacak olan şahıs sanık olmayacağı halde ,sanığın müşteki ile pazarlık yapmaya başladığı, bu sırada pazarlığa diğer şahsın hiç karışmadığı, pazarlık sırasında sanığın müştekiye getirmiş olduğu şahsın …’da çalıştığı patronuna 3500 TL, ayrıca piyasadaki esnaflara da 500 TL borcunun bulunduğunu,
borçlarını ödemesi halinde gelip ailesi ile birlikte çalışabileceğini söylediği, bunun üzerine müştekinin sanığa 500 TL nakit para ve 3500 TL çek keşide ederek verdiği ve şahsın ailesi ile birlikte eşyalarını getirmesi için müştekinin kamyonet kiraladığı ve sanık ile gelen şahıs ile birlikte kamyoneti gönderdiği, … ilçesine vardıklarında bir lokantada yemek için durduklarında, sanığın kamyoncuya kendilerini lokantada beklemesini, kendilerinin borçlarını ödedikten sonra gelip kendisi ile buluşacaklarını söylediği, ancak kamyoncunun beklemesine rağmen sanığın kamyoncunun bulunduğu yere gitmediği, bu durumun kamyoncu tarafından telefonla müştekiye bildirildiği, müştekinin de bunun üzerine sanığı aradığı ve niçin böyle yaptıklarını sorduğu, sanığın da müştekiye patronları ile kavga ettiklerini bu yüzden gelemediklerini, ortalığın yatışmasından sonra geleceklerini söylediği ancak daha sonraki aramalarda müştekinin sanığa ulaşamadığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunu’nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.