Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/17005 E. 2013/14533 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17005
KARAR NO : 2013/14533
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

06MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat,mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın aracını satmak için internet sitesinde verdiği satış ilanını okuyan sanık …’in sanığın katılanın güvenini kazanmak amacıyla Konya İlinde bir galeri dükkanı olduğu izlenimini vermek için işyeri kiraladığı, işyerine oto alım satım ve oto kiralama yapıldığına dair tabela asıldığı, sanık …’in daha sonra katılanı telefonla arayarak araca müşteri olduğunu, aracı Konya İlindeki işyerlerine getirmesini, kendi adına noterden aracın satışına yetki veren vekaletname çıkartmasını söylediği, katılanın vekaletnameyi çıkartarak … yerine damadı … ile birlikte geldiği, işyerinde sanıklar …, …’un bulunduğu ,ve sanık …’ın katılana oto satış mukavemelesini boş olarak imzalattığı, bu sırada vekaletnameyi de aldığı, sonrasında sanık …’in aracı hanımına göstereceğini söyleyerek aracın anahtarını ve ruhsatını aldığı, sanık …’ın işyerinden ayrıldıktan bir süre sonra sanık …’un da inşaata gidiyorum diyerek işyerinden ayrıldığı, sanık …’ın katılanın kendisine
verdiği satış vekaletnamesi ile söz konusu aracı noter satış sözleşmesi ile sanık …’a sattığı, sanık …’ın tekrar … yerine geldiği ve katılana bankanın paranın yüklü miktarda olması nedeniyle ertesi günü parayı çekebileceğini, aracı servise bıraktığını söyleyerek oradan ayrıldığı, daha sonra sanıkların katılana telefon açarak masanın üzerine evraklar var, onları alıp yan taraftaki postaneye gelmelerini söyledikleri, katılanın damadıyla birlikte dışarıya çıktıklarında etrafta postahane olmadığını öğrendikleri, bunun üzerine tekrar işyerine döndüklerinde işyerinin kapatılmış olduğunu gördükleri, sanık …’ın bıraktığı belgeleri incelediklerinde katılanın boş olarak imzalamış olduğu satış sözleşmesinin sanık … tarafından araç satış bedelinin peşin olarak ödendiği ve alındığı, taraflar arasında hiç bir alacak-borç ilişkisinin kalmadığı şeklinde doldurulduğunu gördükleri, sanık …’un aracı 31.03.2010 tarihinde kendi adına tescil ettirdiği ve aracın plakasının … olarak değiştiği, Sanık …’un suça konu edilen aracı sanık …’a verdiği satış yetkisine dayanarak sanık … aracılığıyla 01.04.2010 tarihinde noter satış sözleşmesiyle …’na sattığı, sanık …’nun da aracı 05,04.2010 tarihinde kendi adına tescil ettirerek araç plakasını 06 DB 7360 olarak değiştirdiği, sanık …’ın da aracı 08.04.2010 tarilhinde … isimli kişiye sattığı, sanık …’ın aracı sanık …’dan babası Özay aracılığıyla aldıktan sonra www. sahibinden.com isimli internet sayfasından satış ilanı verdiği, katılanın aracının resmini internetten görünce model ve renginden tanıdığı için ilanda yazılı telefon numarasından sanık … ile görüşerek aracın dolandırıcılık yoluyla elinden alındığını söylemesine rağmen aracın kaydının trafikten sanık …’ın babası olan …’nun üzerine geçirildiği ve … isimli kişiye noterden satıldığı iddia olunan olayda;
1-Sanıklar …, … ,… hakkında “suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların araç alım satım ve galericilik işi ile uğraştıkları, kısa süre içerisinde aynı aracın birden fazla kez el değiştirmesinin yapmış oldukları işten kaynaklandığı, sanıkların suça konu edilen aracın dolandırıcılık suretiyle katılanın elinden çıktığını bildiklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı gerekçeleriyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar …, … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde:
Sanık … hakkında TCK’nın 157/1 ve 62.maddeleri uyarınca verilen 250 gün adli para cezası,TCK’nın 52/2.maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den paraya çevrilirken sonuçta doğru olarak hesaplanmasına rağmen “250” gün yerine “25” gün yazılması, sanık … hakkında TCK’nın 157/1 ve 62.maddeleri uyarınca verilen 50 gün adli para cezası,TCK’nın 52/2.maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den paraya çevrilirken sonuçta doğru olarak hesaplanmasına rağmen “50” gün yerine “25” gün yazılması mahkemesince düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık …’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılıp yerlerine, “5237 sayılı yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.