YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1713
KARAR NO : 2014/16837
KARAR TARİHİ : 21.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 04.04.2009 tarihinde müşteki …’a “money exchange” diye seslenmesi üzerine müştekinin de merak ederek sanığa doları ne kadardan TL’ye çevirdiğini sorduğu, sanığın da 1.80 TL’den çevirebileceğini söylemesi üzerine kendisine 300 ABD dolarını veren müştekiye 6 adet tedavülden kalkmış 100 TL’lik banknottan verdiği ve üzerine 60 TL daha para aldığı, yine 20.04.2010 tarihinde müşteki …’tan 200 Avustralya dolarını 1.50 TL’den bozacağını söyleyip, aldığı 200 dolara karşılık tedavülden kalkmış üç adet 100 TL verdiği, 24.04.2010 tarihinde ise müşteki …’dan bozacağını söyleyip aldığı iki adet Euro karşılığında üç adet tedavülden kalkmış 100 TL verdiği iddia edilen olaylarda;
A-Sanığın, müşteki …’a yönelik eylemi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilip, sabıkasındaki kayıtlardan hangisinin esas alındığının gösterilmemesi hususu infaz aşamasında gözetileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8. maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde, gün olarak belirlenen adli para cezasının paraya çevrilmesinden sonra 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılması sonucu sanığa fazla ceza tayini,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin “5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62, maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 1.666.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına“ ibaresinin tamamen çıkartılarak yerine, “5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 83 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 83 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanığın, müştekiler … ve …’ya yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilip sabıkasındaki kayıtlardan hangisinin esas alındığının gösterilmemesi hususu infaz aşamasında gözetileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın, müşteki …’ya karşı olan eylemi nedeniyle kurulan hükümde, sanığın savunmasında; müştekiden aldığı iki adet 50 Euro’yu iade ettiğini belirtmesi, müşteki ile eşi tanık …’nın da parayı sanık yakalandıktan sonra teslim aldıklarını söylemeleri karşısında, olay sonrası sanığı yakalayan ve 25.04.2010 tarihli tutanağı düzenleyen polis memurlarının dinlenilerek iadenin rızaen olup olmadığı hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
2-Sanığın, müşteki …’ya karşı olan eylemi nedeniyle kurulan hükümde, hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8. maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde gün olarak belirlenen adli para cezasının paraya çevrilmesinden sonra 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılması sonucu sanığa fazla ceza tayini,
3- Sanığın, müşteki …’ya karşı olan eylemi nedeniyle kurulan hükümde, sanığın diğer iki müştekiye olan eylemlerini kabul ettiği gerekçesi ile 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi uygulanırken, suçunu inkar etmesi yasal hakkı olan sanık hakkında “eylemdeki inkarı”ndan söz edilerek 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinin uygulanmaması suretiyle hükümde çelişki yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.