YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17141
KARAR NO : 2015/30958
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Tebliğname No : 15 – 2012/4608
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/06/2011
NUMARASI : 2010/152 (E) ve 2011/204 (K)
SANIK : H.. E..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, katılandan aldığı profil malzemesi karşılığında, keşidecisi …..Şirketi olan 7.819 TL bedelli çeki ciro ederek katılana verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılığının olmadığının bildirildiği, yapılan incelemede, çekteki yazı ve imzaların keşideci şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, böylece sanığın, yetkisi olmadığı halde suça konu çeki sahte olarak düzenleyip ya da düzenlettirip kullanarak haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanığın, keşideci şirket yetkilisi olan mağdur İ.. R..’nin damadı olduğu, sanık ifadesinde ve temyiz dilekçesinde, daha önce kendisinin yöneticisi olduğu şirketi, damadı ve kızına devrettiğini, bu aşamadan sonra kendisinin de zaman zaman işlerle ilgilenerek çek keşide ettiğini, buna, damadı olan şirket yetkilisinin açık veya zımni rızasının bulunduğunu belirttiği dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanığın damadı olan keşideci şirket yetkilisi İ.. R.. ve sanığın kızının ayrıntılı olarak ifadelerinin alınarak, sanığın, söz konusu şirkette resmi olarak olmasa da, fiili olarak bir görevinin bulunup bulunmadığı, sanığın, şirket için zaman zaman çek keşide edip etmediği, bu duruma, açık veya zımni olarak rıza gösterilip gösterilmediği ve katılandan alınan profillerin, keşideci şirket için alınıp alınmadığı hususlarının sorulması, katılanın yeniden ifadesinin alınarak, keşideci şirketle veya sanıkla daha önce aynı mahiyette ticari ilişki içinde bulunup bulunmadığı, sanığın, söz konusu şirketin yetkilisi olmadığını bilip bilmediği, sanığın daha önce kendisinden şirket için mal alıp almadığı veya daha önce keşideci şirket çekini, kendisine verip vermediği hususlarının sorulması, keşideci şirket veya sanıkla katılan arasında suç tarihinden önce veya sonra başka bir ticari ilişki bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla, taraflara ait ilgili ticari defterler, bilgisayar ve muhasebe kayıtları ile fatura, çek, irsaliye gibi belgelerin getirtilerek incelenmesi, onaylı suretlerinin dosyaya konulması, sahtecilik suçuna konu teşkil eden çekin aslının dosyaya getirtilerek, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu çekin mahkeme heyeti tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti, ile sanığın çek imzalamasına fiili olarak da rıza gösterilip gösterilmediği hususu ile sanığın, katılanla suç tarihinden önce keşideci şirket için veya kendisi için iş yapıp yapmadığı hususlarının kesin olarak belirlenmek suretiyle sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediği ile katılanın, sanığın yetkisi olmadığını bilip bilmediği hususlarının karar yerinde tartışılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.