Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/17283 E. 2015/31060 K. 10.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17283
KARAR NO : 2015/31060
KARAR TARİHİ : 10.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/409653

Tebliğname No : 15 – 2011/409653

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İzmir 1. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/10/2011
NUMARASI : 2011/366 (E) ve 2011/611 (K)
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: M.. D..
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin, internette gördüğü cep telefonu ilanında bildirilen iletişim numarasından suça sürüklenen çocuğu arayıp cep telefonunu 300,00 TL karşılığında satın almak üzere anlaşmaları üzerine parayı PTT havalesi ile göndermesine rağmen, suça sürüklenen çocuğun telefonu göndermediği iddia ve kabul edildiği somut olayda; eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 10/11/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.