YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/178
KARAR NO : 2014/14482
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; 31/10/2006 tarihi itibariyle Etimesgut V. D. mükellefi olan (öncesinde Ostim V.D) … … … Ltd. Ticari ünvanlı şirketin ortağı ve münferiden temsile yetkili müdürü olan sanık …’in babası sanık …’i Ankara 1. Noterliğinin 29/11/2006 tarih ve 42030 yevmiye no’lu düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olup, ardından % 25 oranında şirket ortağı sanık …’yı da yanlarına alarak … … Sanayi Sitesi Şubesine başvurup 30/11/2006 tarihli (1.000,000 TL hacimli) “Genel Kredi Taahhütnamesini” şirket , müteselsil kefil-gerçek kişiler sıfatlarıyla imzalayıp, taahhütname ekinde, kredinin kullandırılması aşamasında 17/06/2010 tarihli bilirkişi raporuna göre “hukuki sonuçlar doğurmaya müsait, aldatıcılık kabiliyeti olan” aslında varolmayan 2003 yılı vergi levhası, asıllarına aykırı 2004, 2005 yılları vergi levhaları, gerçeğe aykırı mizan-gelir tablolarını muhasebecileri-sanık …’in yardımları ile temin edip bankaya ibraz ederek şikayet tarihi itibariyle 224.748 TL haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanıklar Kadir, … ve … haklarında verilen “beraat” kararlarına “vekalet ücreti verilmesi” gerekçesiyle yönelen adı geçen sanıklar müdafinin temyizinin incelenmesinde;
Sanıklar müdafinin yokluğunda verilip 10/12/2010 tarihinde tebliğ olunan 11/11/2010 tarihli (beraat) hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 13/01/2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanıklar hakkında verilen “beraat” hükümlerine yönelen katılan banka vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, “beraat” hükümlerinin ONANMASINA, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.