YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18696
KARAR NO : 2014/10203
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kasten yaralama, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Sanığın, aralarında bazı problemler bulunan ve kardeşi olan müşteki …’un evine misafir olarak kalmaya geldiği, olay tarihinde ise ele geçirilemeyen bıçakla kardeşi …’ın yatak odasına girerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde kasten yaraladığı, aynı odada bulun ve müşteki … ile birlikte yaşayan müşteki …’ı da bıçakla yaralamaya çalıştığı ancak müşteki Ayşe’nin kaçması üzerine eylemini gerçekleştiremediği, bu esnada müşteki …’a sinkaflı sözlerle hakaret edip evde bulunan tuvalet aynası, su ve çay bardaklarını kırıp eşyaları dağıtmak suretiyle zarar verdiğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık hakkında müşteki …’a yönelik kasten yaralama ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, müşteki ile tanık ifadesi, kesin doktor raporu ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında müşteki …’a yönelik mala zarar verme, müşteki …’a yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
a-)Mala zarar verme suçundan kurulan hükümde sanık ile müşteki …’ın ayrı konutlarda yaşayan kardeş olmaları sebebiyle TCK’nın 167/2. maddesi gereğince cezada indirim yapılması gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini,
b-)Sanığın ele geçirilemeyen bıçakla müştek…’nin yatak odasına girerek yaralamak istemesi üzerine müştekinin odadan kaçması nedeniyle sanığın eylemini gerçekleştiremediğinin anlaşılması karşısında, yaralama eyleminin kalkışma aşamasında kaldığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesi tatbik edilmeyerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.