Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1922 E. 2014/17393 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1922
KARAR NO : 2014/17393
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü
Hükmün sanık … ile ilgili olduğu kabul edilip,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, asker arkadaşı olan şikayetçiyi telefonla arayarak, elinde altı yedi kilogram altın olduğunu, başkalarına satmaya korktuğunu, kendisine yarı fiyatına satabileceğini söylediği, sanığa güvenen şikayetçinin otobüs ile sanığın bulunduğu Turgutlu ilçesine geldiği, sanığın şikayetçiye evde misafir olduğunu söyleyerek 4.000 TL parayı alarak altını getireceğini söyleyip şikayetçinin yanından ayrıldığı ve geri dönmediği, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
şikayetçi beyanı, sanığın tevilli ikrarı, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikayetçiye gerekçeli kararın tebliğ edilmesi nedeniyle, bu husus esasa etkili görülmediğinden, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi ise aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.