YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1930
KARAR NO : 2014/9719
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in önceden tanıdığı, kalp sorunları olmakla ileri tetkikleri yapılması gerekli olan ve sosyal güvencesi bulunmayan, hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilen … …. adlı kişiyi suç tarihinde
Kartal-Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirip, ücretli hasta sıfatıyla Kardiyoloji, Kliniğinden “Myokard Perfüzyon Sintigrafisi” tetkiki istemi üzerine Nükleer Tıp Bölümünde hasta adına vezneye bu tetkik için 384 TL ödeme yapması, tetkik için 20.01.2009 tarihinde randevu verilmesi sonrasında, hastane kantininde çalışan ve memleketlisi olan sanık …’ten tetkikin erken yapılması hususunda yardım istemesi, adı geçen sanığın da onu eczacı kalfası olup, hastahaneye sürekli gelip giden, bu nedenle görevliler arasında tanınan hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilen … ile tanıştırılmasını müteakip; … adına önceden alınan randevunun iptal edilerek yatırılan 384 TL’nin geri alınması ve aynı gün hasta …’ın kimlik bilgileri eczacı kalfası … tarafından bilinen…(sosyal güvencesi bulunan) adı ile hastane girişinin yaptırılıp, mesai saatinin bitimine yakın bir saatte …’ın efor testine alınması işlemleri icra edilirken durumun görevlilerce fark edilip tutanak tutulması eylemlerinin sanıklar..l ve ..açısından da “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanık …’in diğer sanık … vasıtasıyla eczacı kalfası … ile tanışması aşaması sonrası yapılan işlemlerde kendilerine yüklenen suça katıldıklarına dair savunmalarında aksini kanıtlayıcı, mahkûmiyetlerini gerektirir kesin ve yeterli delil elde edilmediğinden her iki sanığın da “beraatlerine” karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraat hükümlerinin ONANMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.