YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1956
KARAR NO : 2014/17468
KARAR TARİHİ : 28.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikayetçinin kuaför olarak çalıştığı dükkana giderek kendisini Sedat ismiyle tanıttığı ve … Turizm firmasında şoför olarak çalıştığını, akşam Ankara’ya hareket edeceğini, ancak; otobüsünde muavin olmadığından acil olarak muavin bulması gerektiğini söylediği, konuşma sırasında Tokat’lı olduğunu söylemesi üzerine, katılanın da Tokat’lı olduğunu belirterek sanıkla sohbet etmeye başladığı, sanığın, konuşma sırasında katılanın memlekette bulunan akrabalarını tanıdığını söyleyip bazılarının isimlerini de sayarak katılanda güven telkin ettiği, katılanın memlekete gitmeyi düşündüğünü söylemesi üzerine, teyzesinin oğlunun … Turizm’de çalıştığını, kendisi için bedava bilet kestirebileceğini beyan ettiği, katılanın da sanığın yanında muavin olarak çalışması için işsiz olan arkadaşı …’ı önerdiği ve …’ı iş yerine çağırdığı, sonrasında sanık, katılan ve tanık …’ın hep birlikte dükkandan çıkarak otogara gittikleri, sanığın …’a çay ocağında oturmasını söylediği ve katılan ile birlikte bilet almak üzere … Turizm firmasının yazıhanesine gittikleri, burada katılana alt katta beklemesini söyleyerek yazıhanenin üst katına çıktığı, bir süre sonra geri döndüğü ve teyzesinin oğlunun yerinde olmadığını belirterek telefon etmek üzere katılandan cep telefonunu istediği, aldığı telefonla konuşur gibi yaparak katılanın yanından ayrılıp tekrar üst kata çıktığı, katılanın uzun bir süre beklemesine rağmen geri dönmediği anlaşılmakla; eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanığın, katılandan cep telefonunu almak amacıyla gerçekleştirdiği hileli hareketlerle katılanı aldatmak suretiyle eylemini gerçekleştirmesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/10/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.