YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19741
KARAR NO : 2014/9215
KARAR TARİHİ : 08.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Polis memuru olan şikayetçilerin olay gecesi sivil bir araçla rutin devriye görevlerini yaparken, sanığa ait … … Restoran önünden geçtikten kısa bir süre sonra üç el silah sesi duymaları üzerine geri gelip restoranın karşısındaki taksi durağının önünde bekleyen …, … ve …’ın yanına giderek kimin ateş ettiğini sordukları, bu şahısların havanın yağmurlu olması nedeni ile silah sesi duymadıklarını söylemeleri üzerine, çevrede boş kovan araştırması yaptıkları ancak herhangi bir şey bulamadıkları, devriye görevlerine devam ederken aracın sol arka lastiğinin havasının indiğini fark edip, lastik değiştirdikleri, ertesi gün tamir için verilen otomobil lastiğinin içinden bir adet mermi çekirdeğinin çıkması üzerine soruşturmayı genişlettikleri, sanıktan alınan ruhsatlı silah ile suça konu mermi çekirdeğinin gönderildiği Samsun Polis Kriminal Laboratuvarının 25.06.2010 tarihli raporuna göre, araç lastiğinden çıkan mermi çekirdeğinin sanığın ruhsatlı silahından atıldığının tespit edildiği somut olayda;
1-Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Olayda kullanılan silahın sanığa ait olduğunun tespit edilmesi, sanığın suçu kabul etmediği, savunmasında olay sırasında silahının belinde olduğunu beyan etmesi, bu nedenle başka birisi tarafından silahının kullanılmasının mümkün olmadığının anlaşılması, aracın yönü itibariyle sanığa ait restorana bakan sol arka lastiğine ateş edilmiş olması karşısında, sanığın kamu malına zarar verme suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında silahla genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçilerin aşamalardaki beyanlarına, kriminal ekspertiz raporuna, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, ruhsatlı silahı ile devriye görevi ifa eden polis aracının lastiğine ateş ederek zarar vermesi şeklinde gerçekleştiği sabit görülen eyleminin kamu malına zarar verme ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarını oluşturduğu, 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince bir fiil ile farklı iki suçun oluşmasına sebebiyet veren sanığın bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da ayrıca mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.