YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19837
KARAR NO : 2014/9668
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 1/a bendinin Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve inceleme tarihi itibariyle de temyiz harcı alınamayacağının anlaşılması karşısında, bu hususla ilgili temyizin reddine dair 14/06/2011 tarihli ek kararın kaldırılarak esas hükmün incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket
etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılanın avukat olduğu ve olay tarihinden önce bir dönem sanığın müdafiliğini yaptığı, ancak taraflar arasında sonradan husumet oluştuğu, bu çerçevede sanığın katılanın bürosuna 8.11.2010 ve 9.11.2010 tarihlerinde giderek büroya ait camları taş atmak suretiyle kırdığı ve katılana hitaben “ sen niye bana ceza aldırıyorsun, görürsün sen“ diyerek tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi, görgü tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesi gereğince 4 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlenip, TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapıldıktan sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 4 ay 5 gün yerine 3 ay 14 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanığa eksik ceza tayini ve dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 15.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.