YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20085
KARAR NO : 2013/20351
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar Verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın kendi arazisi üzerinde bulunan katılana ait 11 adet ceviz ağacını keserek zarar verdiğinin iddia edildiği somut olayda; kesildiği iddia edilen ağaçların bulunduğu taşınmazın dosya kapsamındaki tapu kayıtlarından kendi arazisi üzerinde olduğunun belirlenmesi nedeniyle, sanığın ağaçları keserek kendi mülkiyeti üzerinde tasarruf yaptığı, Medeni Kanun’un 718. maddesine göre; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer, hükmüne yer verildiği, bu hükme göre, sanık tarafından söz konusu taşınmazın tapudan satış yoluyla satın alınmış olması karşısında ve satın alınırken de, üzerinde bulunan ağaçlarla ilgili taraflarca başka bir tasarruf da öngörülmediğine göre, suça konu ağaçlarında sanığa ait olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu nedenlerle sanığın, suç işleme kastıyla hareket etmeden, tapu kaydı kendisine ait olan arazi üzerindeki ağaçları kesmiş olması, ayrıca ağaçların kime ait olduğu hususundaki ihtilafın da, taraflar arasında hukuki mahiyette bir ihtilaf olması karşısında, mala zarar verme suçunun unsurlarının oluşmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 324/1 ve 327/2. maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddeleri gereğince hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre kendisini vekille temsil ettiren ve beraat eden sanık yararına, hazine aleyhine avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “sanık müdafi için takdir edilen 1100.00 TL ücreti vekaletin katılan taraftan alınıp sanığa ödenmesine” cümlesi çıkartılıp, “katılanın kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap edilen 1100.00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” ilişkin cümlenin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.