Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20924 E. 2014/11629 K. 10.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20924
KARAR NO : 2014/11629
KARAR TARİHİ : 10.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık, kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuklar …, …, … ve …’un, fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek … binasının arkasında yer alan ve bu kuruma ait olup etrafı tel örgülerle çevrilmiş olan arsanın önüne geldikleri, suça sürüklenen çocuk …’in elinde bulunan kerpeten ile tel örgüleri kestiği, … ve …’nın kesilen yerden arsaya girdikleri, … ve … ise tel örgülerin dışında gözcülük yaptıkları, … ve …’in içeriden 30 metre civarında elektrik kablosu ile on altı adet musluk bataryasını aldıkları sırada güvenlik görevlisi tarafından fark edildikleri, bunun üzerine suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’nın olay yerinden kaçtıkları, diğer suça sürüklenen çocuk …’un ise güvenlik görevlisi tarafından yakalandığı, çalınan malzemelerin daha sonra katılan kurum elemanları tarafından etrafta yapılan araştırma neticesinde boş alana bırakılmış vaziyette bulunduğu anlaşılmakla;
suça sürüklenen çocukların eylemlerinin kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; 5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması mahallince düzeltilebilir hata olarak değerlendirilmiş; suça sürüklenen çocuklar hakkında tayin olunan adli para cezalarının taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK7nın 52/4. maddesinin gösterilmemesi yine mahallince giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
A-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B-Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında kurulan hükümler ile suça sürüklenen çocuk … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk … hakkında, belirlenen cezalardan yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde aynı kanunun 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
2- Fiili işledikleri sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuklar …, … ve … hakkında cezai sorumluluklarının tespiti amacıyla hırsızlık suçu yönünden rapor alınmasına karşın, kamu malına zarar verme suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda uzman hekim raporu alınmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk … hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’in, katılan kuruma ait 30 metre civarında elektrik kablosu ve 16 adet musluğu çaldıktan sonra söz konusu eşyalarla birlikte kaçmaları, onlarla birlikte hareket eden suça sürüklenen çocuk …’un ise kaçamayarak güvenlik görevlisi tarafından yakalanması karşısında, hırsızlık suçunun tamamlandığı gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükümde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle cezada indirim yapılması,
5-1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.