YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20964
KARAR NO : 2014/11046
KARAR TARİHİ : 03.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Siyasi partiler veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; mağdurlar … ve …’ın Cumhuriyet Halk Partisi adına seçim afişi astıkları sırada, sanıklar … ve …’nin temyiz incelemesi dışındaki sanık … ile birlikte mağdurların yanına geldikleri ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim işlerinde kullanımına tahsis edilen … plakalı otobüse taş ve sopalarla vurmak suretiyle aracın camlarını, stop lambalarını ve arka tamponunu kırdıkları, çıkan arbede sırasında yakalanan sanık …’ın ise üzerinde ruhsatsız silah taşıdığının tespit edildiği anlaşılmakla; sanıklar … ve …’nin 5237 sayılı TCK’nın 152/1-f maddesinde öngörülen “Siyasi partiler veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme”; sanık …’ın ise 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesinde yer alan ruhsatsız silah taşıma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık … hakkında kurulan hükümde, temel cezanın gün olarak belirlenmesinden sonra arttım ve indirimler gün üzerinden yapılıp adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 61/8. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden önce 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5237 sayılı TCK‘nın 50. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “ yaptırımın” ibaresi “ tedbirin” olarak değiştirilerek, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4 ve 9. fıkraları yeniden düzenlenmiş ve 10. fıkrası yürürlükten kaldırılmış olup, adli para cezalarının tamamının bu değişiklikten sonra 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceği ve hapisten çevrilen adli para cezasının yerine getirilmemesi durumunda, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 50/6. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde hükmedilen seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmeye başlanmaması veya ödenmeye başlanıp da devam edilmemesi halinde 5237 Sayılı TCK’nun 50/6. maddesi gereğince mahkememizce kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceğinin sanıklara ihtarına, (ihtarat yapılamadı )” bendinin çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.