YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21080
KARAR NO : 2014/10304
KARAR TARİHİ : 26.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamuya ait eşya hakkında hırsızlık, kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, Şehit …..İlköğretim Okulu’nun kapısının camını, içerisinden bir el geçecek şekilde kırdığı, söz konusu kapının kilidini zorladığı ve müdür odasının kilitli olan tahta kapısına sert bir cisimle vurarak açmaya çalıştığı, plastik malzemeden yapılan bir pencerenin sert bir cisimle kastırılmak suretiyle açtığı, pencerenin önünde bulunan üç adet demir parmaklığı kırdığı, bu şekilde okulun içine girerek okula ait üç adet bilgisayarı çaldığı, sanığın evinde yapılan aramada, çalınan bir adet Beko marka bilgisayar kasası ile bir adet Vestel marka monitörün bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre sanığın, çaldığı malzemeleri başkasına satmaya çalıştığının belirlendiği, sanığa ait aracın, olay günü okulun yakınında bulunduğu, böylece sanığın kamu malına zarar verme ve kamuya ait eşya hakkında hırsızlık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki ve tanık beyanları, görgü tespit ve arama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın adli sicil kaydındaki Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne ait 07/07/2008 kesinleşme tarihli ve 2007/106 Esas ve 2008/616 Karar sayılı kararına dair mahkumiyet hükmünün kesin hüküm niteliğinde olduğu ve CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın tekerrüre esas başka sabıkalarının bulunduğu gözetilmeden, kesin hükmün esas alınarak sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, kabule göre de; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 2 yıl süreli olmak üzere denetim altında bulundurulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, “Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne ait 07/07/2008 kesinleşme tarihli ve 2007/106 Esas ve 2008/616 Karar sayılı ilamı gereğince sanık hakkında TCK 58. madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına” dair bölümün hüküm fıkralarından çıkartılarak, yerine, “sanığın, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/49 Esas, 2003/50 Karar sayılı ve 2 yıl hapis cezasının yer aldığı ilamı gereğince, cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gözetilerek 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesi uyarınca şartlı salıverilmeye eklenecek sürenin, yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağına” ibaresinin eklenmesi ve “cezanın infazından sonra 2 yıl süre ile” ibaresinin çıkartılması suretiyle suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.