Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21114 E. 2014/10839 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21114
KARAR NO : 2014/10839
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye

Elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Ordu ilinde bir alışveriş merkezinin açılışı nedeniyle düzenlenen konser organizasyonuna alkollü bir şekilde gelerek olay çıkaran sanık …’ın, özel güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirilerek görevli olan polis memurlarına teslim edildiği, resmi ekip aracına alınmak istendiği sırada; görevli polis memurlarına karşı cebir göstererek araca binmemekte direndiği, aracın içerisine alınmasından sonra ise aracın içerisinden inmek amacıyla cebir kullandığı, bu sırada suça sürüklenen çocuğun da içerisinde bulunduğu kalabalık bir grubun, sanığı kurtarmak amacıyla polis memurlarına saldırıda bulundukları, sanığın karakola götürüldüğünde, görevli polis memurlarına hitaben, ”sizin hepinizin anasını sinkaf edeyim, ”şeklinde sözlerle hakaret ettiği, karakolda bulunan tuvaletin ahşap kapısını da görgü tespit tutanağında belirtildiği şekilde kırmak suretiyle üzerine atılı olan suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğa yüklenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun gerektirdiği cezasının miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 66/2. maddelerine göre hesaplanan sekiz yıllık olağanüstü dava zamanaşımının; mahkumiyet suçun işlendiği tarihten, temyiz inceleme gününe kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Sanık … hakkında kamu malına zarar verme ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçilerin anlatımlarına, olay tutanağına, görgü tespit tutanağına, tanıkların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin kamu malına mala zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Konser organizasyonuna alkollü bir şekilde gelerek olay çıkaran sanık …’ın, özel güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirilerek görevli olan polis memurlarına üzerinde ele geçirilen bıçak ile birlikte teslim edildiği, özel güvenlik görevlilerine bıçakla saldırıda bulunduğuna ilişkin tutanak tanzim edildiği, bıçakla saldırı eylemini özel güvenlik görevlilerine karşı gerçekleştirdiği sabit ise de; 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 23. maddesine göre, özel güvenlik görevlilerinin kendilerine karşı işlenen suçlarda kamu görevlisi sayıldıkları kabul edilmiş ise de; Belediye Başkanlığı bünyesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştıkları iddia edilen mağdurların, anılan kanunun 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayıp 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni alıp almadıklarının araştırılarak ancak bu koşulları taşımaları durumunda kamu görevlisi sayılayacakları gözetilmek suretiyle ve bu araştırmanın sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesinde zorunluluk bulunması; ve ayrıca polis
memurlarına yönelik bıçakla saldırı veya bıçakla direnç gösterme şeklinde herhangi bir eylemi bulunmamasına rağmen atılı suçtan uygulama yapılırken kime yönelik eylemlerinden dolayı TCK’nın 265.maddenin 4.fıkrası gereğince ve ”bıçakla saldırdığı” gerekçesiyle artırıma gidildiği net bir şekilde açıklanmadan fazla ceza tayin edilmesi, sanığın polis memurlarına yönelik görevi yaptırmamak için direnme eylemlerini ne şekilde ve hangi eylemleri ile gerçekleştirdiğinin somut olarak ortaya konulmadan sadece ”direnmesi” şeklinde soyut ifadeler kullanılmak suretiyle eksik inceleme neticesinde atılı suçtan mahkumiyet kararının verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.