Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21115 E. 2014/10302 K. 26.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21115
KARAR NO : 2014/10302
KARAR TARİHİ : 26.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.
Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
… Emin isimli kişinin, kardeşi Rüstem’den, gönül ilişkisi olduğu bir kızı Adana’ya getirmesini istediği, Rüstem’in de bu durumu sanığa söyledikten sonra, sanığın kiraladığı… plaka sayılı araç ile kızı evlerinin önünden alıp yola çıktığı, araç ile seyir halindeyken yol kontrolü yapan ekiplerin “dur” ihtarına rağmen, sanığın kiraladığı aracın yakalamalı olması ve şikayet edildiğini düşünmesi nedeni ile durmayarak yoluna devam ettiği, bir süre sonra yine yol kontrolü yapıldığı, polislerin yolu resmi ekip aracıyla kapatarak “dur” ihtarında bulunduğu, buna rağmen sanığın aracı durdurmayarak polis memuru …’in ve ekip aracının üzerine doğru aracını sürdüğü, müşteki …ı’nın kendisini yolun kenarına atarak aracın kendisine çarpmasını önlediği, ancak sanığın, aracıyla, ekip otosuna sol ön kapıdan çarparak aracın sol ön kapı, yakıt deposu, sol ön çamurluk, sol ön teker jant kapağı, ve alt takımlarına zarar verdiği, çarpmanın etkisi ile sanığın aracının yol kenarındaki bankete çarparak lastiğinin patlaması sonucu durmak zorunda kaldığı, böylece sanığın kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, müşteki ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı, olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın adli sicil kaydındaki Kozan Sulh Ceza Mahkemesi’ne ait 08/08/2006 kesinleşme tarihli 2006/260 Esas, 2006/326 Karar sayılı kararda yer alan hükmün miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu ve CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın mükerrir sayılarak cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesine dair bölümün çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-5237 sayılı TCK’nın 265. maddesinde, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişinin cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda, sanığın kendi önüne çıkan polis memurunun üzerine doğru aracı sürmesi eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 35. maddelerine göre kasten yaralamaya teşebbüs suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
b-Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun sanık tarafından birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
c-Sanığın adli sicil kaydındaki Kozan Sulh Ceza Mahkemesine ait 08/08/2006 kesinleşme tarihli 2006/260 Esas, 2006/326 Karar sayılı kararda yer alan hükmün miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu ve CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın mükerrir sayılarak cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.