YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21132
KARAR NO : 2014/10303
KARAR TARİHİ : 26.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.
Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Geceleyin çevreyi rahatsız eden bir şahıs olduğuna ilişkin bir ihbar alan müşteki polislerin olay yerine gittiklerinde sanığın alkollü olduğunu gördükleri, sanığın, kendisini polis merkezine gelmesi konusunda uyaran polislere sinkaflı sözlerle alenen hakaret ettiği, ayrıca polisler gelmeden de Türk Telekom’a ait telefon dağıtım kablolarının bulunduğu panoya tekme atmak suretiyle zarar verdiği, bu durumun tanık beyanıyla doğrulandığı, böylece sanığın kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, müşteki ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, müşteki ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hakaret suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nın 125/1,3-a maddesi gereğince doğrudan temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, öncelikle TCK’nın 125/1. maddesi gereğince 3 ay karşılığı adli para cezası tayin edildikten sonra aynı maddenin 3-a fıkrası gereğince cezanın, 1 yıl karşılığı adli para cezasına çıkartılarak arttırım ve indirimlerin bu ceza üzerinden yapılması ile temel cezanın ve bundan sonraki arttırım ve indirimlerin belirlenmesi sırasında hapis cezasına tercih edilen gün para cezasının, gün üzerinden belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yıl ve ay üzerinde belirlenip uygulama yapılmak suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 52/1. ve 61. maddelerine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince
BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, “sanığın TCK’nın 125/1. maddesi gereğince 3 ay karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına” dair bölümün çıkartılması ile adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “1 yıl karşılığı”, “1 yıl 2 ay karşılığı”, “1 yıl 5 ay 15 gün karşılığı”, “1 yıl 2 ay 17 gün karşılığı” adli para cezası ibarelerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “ 365 gün”, “ 425 gün”, “530 gün”, “442 gün” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.