Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21193 E. 2013/20835 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21193
KARAR NO : 2013/20835
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin O kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil,görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli
veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; müşteki polis memurlarının haraketlerinden şüphelendikleri suça sürüklenen çocuklar …, …, … ve …’den kimliklerini istedikleri, Hamza’nın kimliğinin bulunmaması sebebiyle bilgilerinin sözlü olarak istenmesi üzerine görevli polis memurlarına hitaben “adam gibi davranıyorum, kendinizi bilin, burada benim söylediğim kimlik bilgileri üzerine sorgulama yapacaksınız” diye bağırdığı, olay mahalinde bulunan yaşı nedeniyle yargılaması ayrı yürütülen …’ın elinde sallama olarak tabir edilen kesici aletle görevli polis memurlarına saldırdığı ve polis memurlarına hakaret ettiği, görevli polis memurlarıyla müştekilerin …’ın elindeki kesici aleti almaya çalıştığı esnada suça sürüklenen çocukların, taş ve sopalar ile polis otosuna saldırdırmaları nedeniyle zarar gördüğü, bu şekilde suça sürüklenen çocukların hep birlikte görevli polis memurlarının görevini engellemek için şiddet göstererek direndikleri ve kamu malına zarar verdikleri iddia edilmiş ise de; suça sürüklenen çocukların savunmalarında, müştekilerin kendilerinden kimlik istemeleri üzerine Orhan isimli şahsın polislere saldırdığını, kendilerinin suça konu olayları karışmadıklarını belirtmesi, müştekiler de savunmayı doğrular şekilde kendilerini asıl saldıranın Orhan isimli şahıs olduğunu, suça sürüklenen çocukların diğer tarafta kaldıklarını, araca zarar verenlerin kim olduğunu görmediklerini bildirmesi karşısında, atılı suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.