YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21208
KARAR NO : 2014/10350
KARAR TARİHİ : 26.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ticari bir alışveriş nedeniyle katılandan alacaklı olan ve söz konusu alacağını istemek amacıyla katılanı telefon ile arayan sanığın, “paramı ver yoksa sana sorarım” şeklinde sözleri katılana hitaben söyleyerek tehdit ettikten sonra katılana ait işyerinin camlarını da taş atmak suretiyle görgü tespit tutanağında belirlendiği şekilde kırdığının iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi,bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Oluşa, sanığın ikrar içeren savunmalarına, görgü tespit tutanağına, katılanın anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin mala zarar verme suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır.Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Oluşa, sanığın ikrar içeren savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, katılana hitaben “alacağımı ver yoksa ben sana sorarım” şeklinde sözler söylemesinden ibaret eyleminin, 5237 sayılı TCK ‘nın 106/1. (2.cümlesi) tanımlanan basit tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek söz konusu eylemin kişinin hayatına veya vücut dokunulmazlığına yönelik gerçekleşen nitelikli tehdit olarak kabul edilip aynı maddenin 1.cümlesine göre uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.