Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21225 E. 2014/11089 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21225
KARAR NO : 2014/11089
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, 6136 sayılı kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu
görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanığın alkol aldıktan sonra, ruhsatsız olarak taşıdığı tabanca ile rastgele meskun yerde ateş ettiği, mermilerden dört adedinin şikayetçi Aytekin’in evinin duvarına isabet ettiği, bu olayın ihbar edilmesi üzerine, olay yerine gelen güvenlik güçlerinin, araçla kaçan sanığı takibe aldıkları, takip sırasında sanığın yakalanmasına engel olmak için silahla ateş ettiği, güvenlik güçlerinin dur ihtarına uymayıp kaçmaya devam ettiği, kullandığı aracın aşırı hızlı olması nedeniyle polis ekip otosuna çarptığı, geri geri gitmek isterken bu defa da diğer polis ekip aracına çarptığı, çarptığı araçtaki polislerin basit şekilde yaralandığı, alkollü araç kullanırken aracın ekip otosuna çarpacağını bilmesine rağmen ısrarla hızlı bir şekilde hareket ederek her iki ekip aracına zarar verdiği, sanığın bu eylemleriye kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, diğer sanık …’ın ve şikayetçilerin beyanı, olay yeri CD görüntüleri, olay yeri inceleme raporu ve krokisi, trafik kazası tespit tutanağı, ekspertiz raporu, alkol raporu ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun sanık tarafından birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş

bulunduğundan sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini ve sanık hakkında, 6136 sayılı Kanunu’nun 13/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken, suç tarihi itibarıyla temel adli para cezasının en az 30 gün olarak belirlenmesi gerektiği ve 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi gereğince temel para cezasının gün üzerinden hesaplanarak indirimlerin de bu gün üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden, temel ceza için doğrudan para cezası belirlenerek, indirimin de bu miktar üzerinden yapılması suretiyle eksik ceza tayinindeki isabetsizlikler, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 04.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.