YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2165
KARAR NO : 2013/13007
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıklardan … ve …’in ortak olarak işlettikleri ve … ile …’ın da yardımda bulundukları “… Oto Alım Satım Nakliyat” isimli işyerinde yapılan aramada mühür kalıpları, fotoğraf kesim el makinası, plastik mühürler, plastik kaşeler ve sahte belgeler ile sahte belge üretmekte kullanılan yazıcı, fotokopi ve tarayıcı makinası, PVC kaplama cihazı, UV ışığı bulunan makinelerin ele geçirildiği; sanıkların işyerinde ele geçirilen bu sahte belgeleri kullanan diğer sanıklar … ve …’ın da kredi işlemlerine aracılık etmek için açtıkları ortak bir işyeri vasıtasıyla bankalardan sahte kimlik ve belgelerle kredi talebinde bulundukları, sanık …’ın da sanık … ile irtibat halinde olduğu ve bu eylemlere iştirak ettiği, tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde, … Bankası … … Paşa Şubesi’nden 27.02.2006 tarihinde “…” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 8.000 TL’lik, yine … Bankası … Şubesi’nden 19.07.2006 tarihinde “…” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 10.000 TL’lik, … Bankası … … Paşa Şubesi’nden 17.07.2006 tarihinde “…” adına gerçek kimlikle 8.000 TL’lik, … Bankası … Şubesi’nden 12.06.2006 tarihinde “… …” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 5.500 TL’lik, …’tan 10.05.2006 tarihinde “… Tombul” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 4.000 TL’lik, … Bankası … Şubesi’nden ise 14.06.2006,26.05.2006 ve 24.04.2006 tarihlerinde “…” ve “…” adına düzenlenmiş sahte kimlikler ile “…” adına düzenlenmiş gerçek kimlikle 5.500, 5.500 ve 5.000 TL’lik kredi başvurularında bulundukları, krediye kefil olan kişilere ait kimlikler ile maaş bordroları, çalışma belgeleri, ikametgah ilmuhaberlerinin de sahte olduğu, toplamda üç farklı bankadan sekiz ayrı kredi aldıkları ve bu eylemlerini suç örgütü kapsamında gerçekleştirdikleri; örgütün liderinin sanık … olduğu, diğer sanıkların da iddia konusu suçlara belirli bir görev dağılımının olduğunu gösterecek şekilde katıldıkları ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye oldukları, sanıkların bu şekilde örgüt faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık, resmi evrakta ve mühürde sahtecilik suçlarını işledikleri, ayrıca sanık …’in, parmak izlerinin alınması ve
parmak izi sicili belgelerinin düzenlenmesi sırasında kendisini “…” olarak tanıtıp bu yönde beyanda bulunduğu ve böylece resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
I- Katılan … Bankası vekilinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçlarından verilen beraat hükmüne; Sanık …’in de, hakkında resmi belgede ve mühürde sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 gün ve 6-1490/59 sayılı kararında açıklandığı üzere, örgüt kurma suçu kamunun güvenliğine karşı işlenen suçlardan olup, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlemek amacıyla kurulan örgütün eylemleri itibariyle şahısların doğrudan zarar görmeleri ve davaya katılmaları da mümkün olmadığı gibi, usule aykırı olarak verilen katılma kararının da hukuken temyiz hakkı vermeyeceği;
b)Sanık …’in ise, yüzüne karşı tefhim olunan 04.02.2009 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik 17.04.2009 günlü temyiz inceleme başvurusunu yasal süresi geçtikten sonra yaptığı anlaşılmakla;
Katılan vekili ve sanık …’in temyiz inceleme başvurularının 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanıklar … ve … hakkındaki … Bankasına yönelik resmi belgede ve mühürde sahtecilik; sanıklar …, …, … ve … hakkındaki … Bankasına yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümlerine karşı katılan vekilinin temyiz itirazları ile; sanıklar … ve …’in … Bankası ve … aleyhine işledikleri nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ve sanık …’in de resmi belgede sahtecilik ve mühürde sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanık …’in eyleminin, sanıklar … ve …’in işyerine giderek iki adet fotoğraf ve 100 TL para verip kendisine sahte sigorta poliçesi ve sürücü belgesi hazırlamarını istemekten ibaret olduğu, hazırlanan bu sahte belgelerin henüz kullanılmadan yapılan aramalarda emniyet mensuplarınca ele geçirildiği anlaşılmakla, sanık …’in … Bankasına yönelik nitelikli dolandırıcılık, resmi evrakta ve mühürde sahtecilik suçlarına iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği;
b) Sanık …’ın ise emlakçı dükkanının bulunduğu, sanık …’in de sonradan bu işyerine ortak olduğu, 2006 yılı ağustos ayına kadar işyerini birlikte işlettikleri, bu tarihten sonra sanık …’ın işyerinden ayrıldığı ve sanık …’in başka bir isim altında işyerini işletmeye devam ettiği, düzenlenen kredi dosyaları içeriği, tanık olarak dinlenen banka görevlilerinin beyanları ve sanıklar … ile …’ın savunmalarına göre, sanık …’ın da … Bankasına yönelik nitelikli dolandırıcılık, resmi evrakta ve
mühürde sahtecilik suçlarına iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği;
c) Sanıklar … ve …’in birlikte işlettikleri işyerinde yapılan aramalarda, sahte belgeler ile bu belgelerin yapımında kullanılan çeşitli araç ve gereçler ele geçirilmiş ve bilirkişi raporuna göre bankalara ibraz edilen kredi dosyalarında bulunan ikametgah ilmuhaberlerindeki yazıların sanık …’e ait olduğu tespit edilmiş ise de; yine bilirkişi raporuna göre sanıkların işyerinde ele geçirilen sahte kaşe ve mühürlerin, kredi dosyalarındaki sahte belgelerde kullanılmadığının belirtilmesi; düzenlenen kredi dosyaları içeriği, tanık olarak dinlenen banka görevlileri ile diğer sanıkların savunmaları ve sanıklar … ile …’in aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları karşısında; eylemleri, aynı işyerinde çalışıp isteyen kişilere sahte kimlik, sürücü belgesi, maaş bordrosu, su ve dolalgaz faturası, ikametgah ilmuhaberi düzenlemekten ibaret olan … ve …’in … Bankasına yönelik dolandırıcılık eylemine kasıtlı olarak iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği;
Gerekçeleriyle verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Sanık … ile …’ın, sahte olarak düzenlenmiş farklı kimlik ve belgelerle … Bankası … Şubesi’nden üç kez ve …’tan bir kez kredi çektikleri sabit olmakla, … Bankası’na yönelik zincirleme nitelikli dolandırıcılık, …’a yönelik ise nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiş, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesine uygun gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarında, hükmolunacak hapis cezasının alt sınırının, aynı Kanun’un 158/1-son cümlesi uyarınca üç yıldan az olamayacağının gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
e) Sanık …’in, diğer sanık …’le ortak olarak işlettiği “… Oto Alım Satım Nakliyat” isimli işyerinde yapılan aramada mühür kalıpları, fotoğraf kesim el makinası, plastik mühürler, plastik kaşeler ve sahte belgeler ile sahte belge üretmekte kullanılan yazıcı, fotokopi ve tarayıcı makinası, PVC kaplama cihazı, UV ışığı bulunan makinelerin ele geçirildiği, sanığın sahte olan bu kaşe ve mühürleri kullanarak isteyen kişilere sahte kimlik, sürücü belgesi, maaş bordrosu, su ve dolalgaz faturası, ikametgah ilmuhaberi düzenlediği sabit olmakla resmi belgede sahtecilik ve mühürde sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin beraat hükümlerine yönelik, sanık … müdafii, sanık … ve …’in mahkumiyet hükümlerine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
III- Sanıklar … ve … hakkında, … Bankasına yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü, resmi belgede ve mühürde sahtecilik suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile sanık … hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ve sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık,resmi belgede ve mühürde sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanıklar … ve …’ın, … Bankası … … Paşa Şubesi’nden 27.02.2006 tarihinde “…” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 8.000 TL’lik, yine aynı şubeden 17.07.2006 tarihinde “…” adına gerçek kimlikle 8.000 TL’lik; … Bankası … Şubesi’nden 19.07.2006 tarihinde “…” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 10.000 TL’lik, yine aynı şubeden 12.06.2006 tarihli “… …” adına düzenlenmiş sahte kimlikle 5.500 TL’lik kredi çektikleri, yine bu kredilere farklı kişilere ait sahte kimlikler kullanarak kefil gösterdikleri, ayrıca kredi dosyalarına ibraz ettikleri maaş bordrosu, çalışma belgeleri ve ikametgah ilmuhaberlerinin de sahte olduğu anlaşıldığından, sanıkların … Bankası … … Paşa Şubesi ile … Şubelerine yönelik eylemlerinin zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, her bir eylemin ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu oluşturacağına ilişkin tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili, sanık … müdafii ve sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesine uygun gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarında, hükmolunacak hapis cezasının alt sınırının, aynı Kanun’un 158/1-son cümlesi uyarınca üç yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
b) Sanıklar … ve …’in … Bankası … … Paşa ve … Şubelerine yönelik dolandırıcılık eylemlerinde, sahte mühür ve kaşerlerle oluşturulmuş sahte kimlik ve belgeler kullandıkları anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 212. maddesi uyarınca ayrıca sahtecilik suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dolandırıcılık suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
c) Sanık …’in, yakalandığı sırada gerçekte var olan kişinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunması halinde eylemin 5237 sayılı TCK’nın 268/1. maddesi aracığıyla 267/1. maddesinde düzenlelen iftira kapsamında kalacağı, sanığın bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişiye ait olduğunun anlaşılması durumunda ise aynı yasanın 206/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği dikkate alınarak, adını kullandığı “…” isimli kişinin
gerçekte var olup olmadığının araştırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Elektronik ortamda (UYAP) MERNİS’ten alınan 10/09/2013 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanık …’ın, hüküm tarihinden önce 10/08/2008 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, sanığa ait ölüm kaydı düşülmüş nüfus kayıt örneği getirtildikten sonra hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin, sanık … müdafiinin, sanıklar … ve …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca sanık … hakkındaki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 09.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.