Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21731 E. 2014/10759 K. 29.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21731
KARAR NO : 2014/10759
KARAR TARİHİ : 29.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’in hüküm tarihinden önce öldüğü gerekçesi ile 17.07.2012 tarihli ek kararla verilen düşme hükmünün hukuki dayanağı bulunmadığı gözetilerek İskenderun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2012 tarihli ek kararı kaldırılıp yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin

yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi,Olayın gelişimi sırasında sanığın,cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanıkların, arkadaşları olan ve İskenderun Devlet Hastanesinde tedavi gören sanık …’in taburcu işlemleri için hastaneye gittiklerinde kendilerinden 300,00 TL tedavi masrafı istendiği, bu parayı ödeyemeyeceklerini söyleyen sanıklardan bu kez senet vermeleri istenince, hastanede olay çıkarttıkları, bunun üzerine hastane görevlileri tarafından çağrılan polislerin hastane bahçesinde bulunan sanıklar ile konuştukları sırada yanlarında getirdikleri, bıçak, sopa ve satırlar ile aletlerle çevreye saldırmaya başlayan sanıkların hastanenin giriş kapısının camlarını kırdıkları, polis memurlarının sanıkları etkisiz hale getirmek
istemesi üzerine ellerindeki kesici aletlerle direnen sanıkların polis memurlarından … ve …’i yaraladıkları somut olayda;
1- Sanık …’in annesi…’in temyiz talebi ile sanık … müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık … müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan karara karşı süresi içerisinde temyiz talebinde bulunmadığı, buna rağmen, reşit olup, hakkında kısıtlılık kararı verildiğine dair her hangi bir belge sunulmayan sanığın annesi . …’in sanığın mahkûmiyetine dair kararı temyiz etme yetkisi bulunmadığından 09.05.2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun,
Sanık …’in hüküm tarihinden önce 12.09.2008 tarihinde vefat ettiğinin dosya içerisindeki nüfus kaydından anlaşılması karşısında; vekalet ilişkisi sona eren müdafiinin 11.04.2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun
5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
…’in kollukta müdafii huzurunda verdiği ifadesinde hastanenin camını sanık … ile birlikte kırdıklarını beyan etmesi, mağdur polis memuru …’in elinde bıçak bulunan sanık …’nin arkadaşlarına saldırdığını gördüğünü söylemesi ile sanığın yapılan üst araması sırasında ele geçirilen ve Adli Tıp Kurumu’nun 26.05.2009 tarihli raporuna göre kuru sıkı tabancayken üzerinde yapılan değişiklik sonucunda saçma yada kurşun atabilir hale getirildiği için 6136 sayılı Kanunu kapsamında kaldığı anlaşılan silah nedeni 6136 sayılı Kanuna muhalefet, kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün adli para cezasına ilişkin kısmında 6136 sayılı Kanunun 13/1 maddesinde 30 günden 100 güne kadar öngörülen adli para cezasının gün olarak belirlenip bir günü 20,00 ile 100,00 TL arasında belirlenecek miktar ile çarpılarak sonuç para cezasının belirlenmesi yerine doğrudan doğruya 450,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın berberde traş olduğu sırada … ve ..i’yi polislerle tartışırken gördüğünü, olaylara karışmadığına yönelik savunması, sanık …’in kollukta müdafii huzurunda verdiği ifadesinde hastanenin camını sanık … ile birlikte kırdıklarını söylemesi, polis memuru olan tanık …..’in yeminli ifadesinde camı …, … ve …’in kırdığına dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanık …’in üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden sanığın suça nasıl iştirak ettiği izah edilip gerekçesi gösterilmeksizin mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.