Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2218 E. 2014/17873 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2218
KARAR NO : 2014/17873
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan … ile şikayetçi… arasında 2006 yılı Ağustos ayına kadar para karşılığında 10 adet dantel yumağı örülmesi konusunda yapılan anlaşmaya göre, verdiği her dantel yumağına mukabil şikayetçiden 6.00’şar TL para aldığı ve içinde bulundukları ayın sonunda örülen dantelleri beğendiği takdirde 1.000,00-TL ödemede bulunacağını söylediği, ayrıca satışın 100 yumağı geçmesi durumunda 20.000,00-TL tutarında ödeme yapacağını, ancak 100 yumağın geçilmesi için gerekli olan 40 yumak bedeli olarak 400,00-TL vermesi gerektiğini belirtmesi nedeniyle şikayetçinin 3 adet bileziğini …’e verdiği, ancak sonrasında pişman olduğundan bilezikleri geri istediğinde, sanığın bilezikleri (Gerçekte olmadığı halde) şirket kasasına koyduğunu, ancak 1.900,00-TL para yatırılması halinde bilezikleri ve 20.000,00-TL’yi getirebileceğini söylemesi nedeniyle …’e istediği parayı PTT havalesi ile değişik zamanlarda gönderdiği, sanığın telefonda şikayetçiye öğleden sonra …’a geleceğini kendisini beklemesini söylediği, şikayetçinin ise …’e inanmadığını belirtmesi üzerine şikayetçiye köye geldiklerinde yanında bulunan şoför Hakan’ı aramasını söyleyerek onun cep telefonu numarasını verdiği, şikayetçinin bu kez …’a ait olduğu söylenen 0538 319 79 36 numaralı telefonu aradığında karşıdaki erkek şahsın (… ) ‘in cenazesi olması nedeniyle parayı şirkete yatırmadığını, şirket sahibi … adına … PTT merkezine 1.300,00-TL havale göndermesi durumunda bilezikleri ve verdiği parayı getirebileceğini söylemesi üzerine şikayetçinin kendisinden istenilen parayı sanık … adına yatırdığı, şikayetçinin yine aynı kişiyi arayıp…’a gelip gelmeyeceğini sorduğunda saat 11:00’de geleceğini söyleyince şikayetçinin bu saati beklediği, gelmeyince yeniden aynı kişiyi aradığı, karşıdaki şahsın bu kez 700,00-TL daha yatırmasını söylemesi üzerine dolandırıldığını anlayarak şikayetçi olduğunun anlaşıldığı olayda; sanık …’in…’a gittiğini, ancak şikayetçiyi hatırlamadığını ve peşin satış usulüyle çalıştığını belirtmesine rağmen, şikayetçi tarafından …’a yapılan havaleden sadece bir gün sonra sanığa da para gönderilmesi üzerine kendisine ait kimlikle parayı çektiğinin sabit olması, yine şikayetçinin, sanık …’e inanmadığını söylemesi üzerine konuştuklarında …’in bilezikleri şirkete yatırmadığını, şirket sahibi olan … adına 1.300,00 TL yatırması halinde bilezikleri ve diğer parayı vereceğini belirtmesi ve diğer sanık …’in şikayetçi tarafından teşhis edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların eylemlerinin iştirak halinde dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay CGK’nın, 18.06.2013 tarih, 2012/13-1444-2013/305 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, sanıklar hakkında birden fazla tekerrüre esas alınacak hükümlülüğün bulunması halinde, bunların en ağırının infaz aşamasında tekerrüre esas alınması gerektiği; öte yandan sanık …’in tekerrüre esas alınan ilamının getirilip denetime elverişli olacak şekilde dosya içerisine alındığı hususları dikkate alındığında, bu yönlerden bozma talep eden tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.