Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/23072 E. 2014/14955 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23072
KARAR NO : 2014/14955
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, yaralama, iş ve çalışma hürriyetini ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılan sanık …’ın arkadaşları olan katılanlar …, … ve … ile birlikte emlakçılık yaptıkları, olay günü de hep birlikte araç ile birlikte bir eve satılık tabelası asmak üzere geldikleri, katılan … ve …’nun araçtan inerek eve girdikleri, katılan … ve katılan sanık …’ın araçta arkadaşlarını bekledikleri, bu sırada sanık …’ın, yanında sanıklar … ve … Halil’in araçla olay yerine geldikleri, araçtan inerek katılan sanık …’ın bulunduğu aracın yanına gittikleri, sanık …’ın aracın kapısını açarak ”Tabela astığınız yerlere dikkat edin, sizin hayatınızı …, ananızı avradınız sinkaf ederim” diyerek küfür ettikten sonra katılan sanık …’ı yumruklamaya başladığı, katılan sanık …’ın gözlüğünü kırdığı, kaçmalarını engellemek amacıyla aracın kontak anahtarını sökmeye çalışırken kırdığı, katılan …’nin araçtan inerek sanık …’yi durdurmak istediği, engel olmak istediği, sanıklar … ve … … engel oldukları, bu esnada sanık …’nin katılan …’ye kafa atarak yaraladığı, dışarıda kavga olduğunu gören sanık … ve katılan …’in tabela astıkları mekandan çıkarak kavga edenlerin yanına geldikleri, kavgayı ayırmaya çalıştıkları, sanık …’nin bu kez ” Senin çocuğunun sülalesini sinkaf ederim, o paraları da n.. alırsınız, şerefsizler, size burada tabela astırmam, ” diyerek hakaretlerde bulunduğu, kafa ve yumruk atmak suretiyle katılan … ve … yaraladığı, kavganın tarafların daha önce ortak çalışıp ayrılmalarından kaynaklandığı, sanık …’ın azmettirdiğinin taraflarca ifade edildiği, olay sırasında katılan sanıklar … ve …’nun kendilerini korumaya çalışmaları sırasında sanık …’yi yaraladıkları, sanıklar …, … ve … Şahin’in yaralama, mala zarar verme ve çalışma hürriyetini ihlal suçlarını iştirak iradesiyle, sanık …’ın da azmettiren sıfatıyla sanıkların eylemine iştirak ettiği iddia edilen olayda;
Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan açılan davada zamanaşımı süresince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1-Sanıklar …, … ve … hakkında iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet, sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanıkların temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar …, … hakkında yaralama ve mala zarar verme, sanık … hakkında yaralama mala zarar verme, iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; Sanıklar …, … , … ve … müdafi, katılan …, …, … ve katılan sanık … müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Katılan sanık … ve … hakkında yaralama suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme yönelik incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 25/1. madesinde düzenlenen meşru savunmaının bir hukuka uygunluk nedeni olduğu, 5271 sayılı CNMK’nın 223/2-d maddesi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeni bulunması halinde beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından ”ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin kısmın çıkartılarak yerine ” beraatine ” ibaresi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4-Sanık … hakkında mala zarar verme ve hakaret suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik incelemede;
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan dört kez cezalandırılmak üzere dava açıldığı bir kez kesin hüküm kurulduğu üç müştekiye karşı açılan davalardan hüküm kurulmadığı anlaşılmış ise de zaman aşımı süresi içinde hüküm kurulabileceği kabul edilmiştir.
Sanığın, katılan …’ın içinde bulunduğu aracın kapısını açarak küfredip gözlüğünü kırdığının tanık beyanları ve görgü tespit tutanağı ile anlaşılması karşısında, müsnet suçlardan mahkumiyeti yerine yasal olmayan gerekçe ile beratine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Katılan …, …, … ve katılan sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
,