YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23337
KARAR NO : 2013/20600
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Mağdur, sanık ve bu kişilerin diğer akrabaları arasında, kendi arazilerini sulamak amacıyla bir su kuyusu açılması hususunda 2005 yılında anlaşma yapıldığı ve herkesin bu anlaşmaya göre arazilerini sulamaya başladığı, mağdurun da, 2008 yılında sekiz dönüm daha arazi aldığı ve almış olduğu bu yeni araziyi de burdaki suyla sulamak istemesi üzerine sanıkla aralarında anlaşmazlık çıktığı, sanığın, alınan yeni arazinin bu suyla sulanamayacağını söyleyerek, traktörü ile mağdura ait sulama borusunun baş kısmını kırarak suçunu ikrar ettiği, böylece sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanığın, mağdura ait sulama borusunun baş kısmını kırdığının iddia edilmesi karşısında, suçun sabit olması halinde, şikayete tabi olmayan 5237 sayılı TCK’nın 152/1-c maddesi kapsamında sulama tesisine zarar verme suçu
kapsamında kalacağı, buna göre, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın ve mağdurun, sulama borusunun baş kısmının traktörle kırıldığını belirtmelerine rağmen, 07/07/2011 tarihli kolluk tutanağında, sulama borusunun baş kısmı ve demir borunun yerinde olmadığını; fakat, mağdura ait borularda herhangi bir zarar bulunmadığının belirtildiği dikkate alınarak, sanığın, borulara ne şekilde zarar verdiğinin kesin olarak tespit edilmesi ve bu hususun karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de, mağdurun, 22/12/2011 tarihli duruşmada şikayetten vazgeçtiği dikkate alınarak ve mala zarar verme suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususunda sanığın beyanının saptanıp sanığın kabul etmesi halinde 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince, şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden; kısa kararda bu gerekçeyle beraat kararı verilmesi, gerekçeli kararın gerekçe kısmında da, bu kez düşme kararı verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında yeniden aynı gerekçeyle sanığın beraatine karar verilerek hükmün karıştırılması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer ve üst Cumhuriyet savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.