YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23545
KARAR NO : 2014/8093
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın olay tarihinde Kocaeli Üniversitesi Hastanesinde yatan hastasının yanında refakatçi olarak bulunan katılanın yanına gelerek, kendisinin hastane personeli olduğunu söyleyip hasta dosyasını inceledikten sonra, aşağı inelim ameliyat evraklarını hazırlayalım yanınıza para alın dediği, birlikte alt kata inince hastane masrafı olarak ameliyat için para lazım diye hile ile ikna ettiği katılanın 1.500 TL değerindeki bileziğini çıkartarak sanığa vermesi şeklinde gerçekleştiği iddia olunan, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında sabıka kaydında yer alan mahkumiyet kayıtlarına göre koşulları bulunduğu halde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan “10 gün, 8 gün ve 160 TL adli para cezası” ibarelerinin çıkartılarak yerine “5 gün, 4 gün ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, ibareleri eklenmek suretiyle, diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.