Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/23993 E. 2015/28038 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23993
KARAR NO : 2015/28038
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suç tarihinde sanık … ile birlikte hareket eden ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsın katılanın yanına gelerek bahçe temizleteceğini belirtip, bu işi yapacak birisinin olup olmadığını sorduğu, katılanın da şu an müsait olmadığını ancak başka bir zaman temizleyebileceğini söylemesi üzerine şahsın katılanı bir binanın önüne götürdüğü, burada bulunan sanık Rıfat’ın da akşam Almanya’ya gideceğini, bahçeyi temizlemek için daha önce başka birinin 500 TL istediğini söylediği, katılanın da bunun üzerine 400 TL’ye işi yapabileceğini söylediği, sanığın da cebinden 500 euro çıkartıp bunun 900 TL ettiğini, işin bedelinin yarısını başkasından alacağını söyleyerek katılandan 700 TL para üstü istediği, katılanın da üzerinde bu miktar para olmadığını söyleyerek sanığın yanından ayrılıp para bulmaya gittiği, akabinde söz konusu parayı tedarik edip gelirken sanığın katılanı arayarak oğlunun kaza yaptığını, onun yanına gitmesi gerektiğini belirterek, kendisinin eve gitmesini ve parayı almasını söylediği, katılanın da sanık ile görüştüğü binanın önüne gittiğinde sanıkla birlikte hareket eden kişiyi gördüğü, bu esnada sanığın katılanın yanına gelerek birlikte hareket ettiği kişiyi kaza olduğunu söylediği yere gönderdiği, daha sonra katılandan 710 TL parayı alarak cüzdanının ve telefonunun ceketinde kaldığını, eşinin şeker hastası olduğunu söyleyip katılandan cep telefonunu istediği, katılanın da cep telefonunu vermesi üzerine sanığın “ben eşimi arayayım sen iki numaralı daireye çık yengenden parayı al“ dediği, katılanın da söz konusu binanın ikinci katına çıktığında kapıyı açan kimsenin olmadığı, tekrar aşağıya indiğinde ise sanığı bulamadığı, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması,
2- TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.07.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.