Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2526 E. 2014/18733 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2526
KARAR NO : 2014/18733
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, asker arkadaşı olan şikayetçi …’yi arayarak teyzesinin oğlunun evin temelini kazarken 14 kilo gömülü altın bulduğunu, kendilerinin korktuğunu söyleyip birlikte satıp parayı bölüşmeyi teklif etmesi üzerine şikayetçinin, arkadaşı tanık … ile birlikte Turgutlu’ya gidip sanık ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen teyzesinin oğlu olarak tanıttığı … isimli şahıs ile buluştukları, …’in çanta içerisinde bulunan altınları gösterip teminat olarak 12000 TL vermesi halinde birlikte satabileceklerini söylediği, şikayetçinin kabul etmemesi üzerine …’in çantayla birlikte ayrıldığı, şikayetçinin sanıktan numune altın istediği, sanığın da …’i telefonla arayıp sorduğu, …’in de 1000 TL teminat verilmesi halinde kabul edeceğini söylemesi üzerine şikayetçinin kabul ederek 1000 TL parayı bankadan çekip sanığa verdiği, sanığın şikayetçiye parkta beklemesini, kendisinin altınları getireceğini söyleyip gittiği ve geri dönmediğinin iddia edildiği olayda, sanığın ikrarı, tanık ve şikayetçi beyanları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasına çevrildiği, 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince adli para cezasının ertelenemeyeceği ve 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasının zararın giderilmesi şartına bağlı olduğu, mahkemenin de bu gerekçeye dayanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmetmiş olması sebebiyle, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş ve bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1.660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.