YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25509
KARAR NO : 2013/18497
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık müdafiinin yokluğunda verilip 10/04/2012 tarihinde tebliğ olunan27/02/2012 tarihli beraat hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 18/04/2012 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Cumhuriyet savcısı’nın 27/03/2012 tarihli temyiz dilekçesi üzerinde bulunan hakim havale tarihinin 30/03/2012 olduğu halde, UYAP’tan yapılan incelemede, Cumhuriyet savcısı Hayrettin Tızlak’ın temyiz dilekçesini 27/03/2012 tarihinde saat 11:38’de elektronik imza ile imzaladığının anlaşılması karşısında, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’ın, eşi Kadriye … adına kayıtlı … plaka sayılı …. marka ve 1994 model aracını satmak için üzerine satılık ilanı asarak bir yakınının evi önünde bıraktığı, kendisine cep telefonu numarasından ulaşan sanık …
Tek’in aracı satın almak istediğini söylemesi üzerine, katılan ve sanıkların 04/12/2009 tarihinde kıraathanede buluştukları, sanıkların katılana galericilik yaptıklarını söyleyip işyerlerini tarif ettikleri ve 13.000 TL karşılığında aracın satışı konusunda anlaştıkları, bu anlaşma doğrultusunda 6.000 TL’nin peşin, kalan miktarın ise 08/12/2009 tarihinde ödenmesini kararlaştırdıkları, ruhsat sahibi Kadriye …’ın, Antalya 10. Noterliği’nce düzenlenen 04/12/2009 tarihli vekaletname ile sanık …’nu aracın satışı hususunda yetkili kıldığı, sanıkların peşinatı ödeme konusunda katılanı sürekli oyaladıkları, ayrıca alacaklısı katılan …, borçlusu sanık … olan ve düzenleme tarihi bulunmayan 08/12/2009 ödeme tarihli 13.000 TL bedelli senedi teminat olarak katılana verdikleri, ancak katılanın alacağını tahsil için sanıklara bir daha ulaşamadığı, işyerlerinin olaydan önce boşaltılmış olduğunu, aracın ise sanık … tarafından kısa bir süre sonra …’e 10.000 TL bedelle satıldığını öğrendiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanıkların birbirleriyle çelişkili savunmaları, katılanın aşamalarda değişiklik göstermeyen beyanları, sanıklar … ve …’in, gerçekte oto galeri olarak ve yasal şekilde açılmış … yerleri bulunmadığı halde kendilerini galerici olarak tanıtıp katılanda güven telkin ettikleri, peşin olarak ödenmesi kararlaştırılan bedeli bankadan çekemediklerinden bahisle ödemeyerek katılanı oyaladıkları, aracın satış bedeli karşılığında verdikleri senedin, … yerini boşaltarak ortadan kaybolmaları nedeniyle tahsil olanağının bulunmadığı, aracın satışı için sanık …’e vekaletname verildiği 04/12/2009 tarihinden çok kısa bir süre sonra, 08/12/2009 tarihinde tanık …’e satışının yapıldığı, tanık olarak dinlenen …’in ifadesinde, suça konu aracı sanık …’ndan 9.500 TL karşılığında aldığını, daha sonra katılanın kendisini bularak dolandırıldığını anlatması üzerine sanık …’i arayarak durumu sorduğunu, sanığın da katılanın parasını vermesini, daha sonra kendisine ödeyeceğini söylediğini, bu nedenle katılana 9.500 TL ödediğini, ancak sanık …’in kendi parasını hala ödemediğini beyan ettiği, sanıklar … ve …’in, benzer eylemleri birden fazla kişiye karşı ve benzer yöntemlerle gerçekleştirmeleri nedeniyle haklarında açılmış birden fazla kamu davası bulunduğu anlaşılmakla; sanıkların, başlangıçtan itibaren fikir ve eylem birliği içinde dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri gözetilmeden atılı suçtan mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçelerle beraatlarına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/11/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.