YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26098
KARAR NO : 2013/19428
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, ceza verilmesine yer olmadığına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan kurum vekilinin temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık, … yönünden ise dolandırıcılık suçlarından verilen hükümlere yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
İlmer Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret şirketinde işe başlayan suça sürüklenen çocuk …’nin, kardeşi olan suça sürüklenen çocuk … adına sigortalı işe giriş bildirgesi düzenledikten sonra, … ile birlikte imzalayarak SGK Kırklareli İl Müdürlüğü’ne verdikleri, kurum personeli tarafından hazırlanan 30.05.2008 tarihli raporda, “17.04.2008 tarih ve 24804 vardiya numarası ile işe alınan …’un işyerinde fiili çalışmasının bulunmadığının belirtildiği, bu şekilde imza yetkisi bulunmayan Sevgi’nin, 01.04.2008 tarihinde gayri-faal olan ve işi terk eden … hakkında işveren şirketinin bilgisi dışında işe giriş bildirgesi düzenleyerek haksız menfaat temin etmek istediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Suça sürüklenen çocuk … …hakkında resmi belgede sahtecilikten hükmolunan ceza verilmesine yer olmadığı kararına ve Sevgi hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Suça sürüklenen çocuk … …hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün yapılan incelemesinde;
5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan 18 yaşından küçüklerin tedavi masraflarının kurum tarafından karşılanması gerektiğinden sigortalı yapılmak istenilen …’un kurum aleyhine zarar doğurucu bir durumunun söz konusu olmaması yanı sıra, erken emekliliğe olanak sağlamak amacıyla ilgili kanunun yürürlüğü öncesinde sigortalı gösterilmesinde kurumun gelecekte muhtemel bir zararının olup olmayacağının belirlenmesinin de mümkün olmaması, “Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları hakkındaki Yönetmelik” hükümlerine göre, kurum memurlarının araştırma yapma zorunluluğunun bulunması nedeniyle yapılan inceleme sonucunda küçüğün sigortalık kaydının yapılmamış olması hususları birlikte gözetildiğinde, suçun yasal unsurlarının oluşmaması dolayısıyla beraatına karar verilmesi gerekirken, 12-15 yaş arasında bulunan çocuk hakkında güvenlik tedbirinin uygulanmasını gerektirecek şekilde aleyhe sonuçlar doğuran ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.