Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/26403 E. 2014/8138 K. 28.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26403
KARAR NO : 2014/8138
KARAR TARİHİ : 28.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir.Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bir yakınının hastanede, karakolda, cezaevinde, vb, zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Katılanın, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde tedavi görmekte olan annesinin yanında refakatçi olarak bulunduğu sırada, servis odasına gelerek kendisinin hastanede yetkili bir kişi olarak tanıtan sanığın, katılana, annesinin Ankara Dış Kapı hastanesine ambulans ile götürülmesi gerektiğini belirttikten sonra, bu duruma inanan katılandan, sözde işlemlerin tamamlanması bahanesiyle 250 TL parasını almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanığın, adli sicil kaydında yer alan Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 tarih ve 2006/197 Esas 2006/896 sayılı kararındaki hükümlülüğünün 647 sayılı Kanunun 4.maddesi gereğince hapis cezasından çevrilen 202 TL adli para cezası olduğu anlaşılmakla, 07.10.2010 tarihinden önce verilen ve 647 sayılı İnfaz Kanunun 4.maddesi uyarınca paraya çevrilen durumlarda asıl mahkumiyet verilen hapis cezası olduğundan ve miktar ile türüne bakılmaksızın temyizi mümkün bulunduğundan; verilen hükmün kesin nitelikte olduğu, tekerrüre esas alınamayacağı yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe
gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. Maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 30 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 25.00 TL ‘den olmak üzere 750 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1. Maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2. maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 25.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 125 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.