Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2648 E. 2014/18651 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2648
KARAR NO : 2014/18651
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/83298
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/09/2010
NUMARASI : 2009/54 (E) ve 2010/365 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan G.. P..’in, oğlu katılan G.. P..’e araba almak için sanığın çalışmış olduğu M. Otomotiv adlı işyerine gittiğini, burada 2007 model bir araç beğendiğini, araç için kredi kullanması gerektiği, sanığın kendilerini, bankaya yönlendirdikleri, burada katılan Gülşen’in, 28.000 TL’lik kredi sözleşmesi imzaladı, sanığın kredi işlemleri için sahte fatura düzenleyerek araç sahibinin alması gereken bedeli kendisinin aldığı ve parayı almasına rağmen arabayı katılanlara teslim etmediği somut olayda;
Mahkumiyet kararının verildiği 17/09/2010 tarihli celsede aynı yargı çevresindeki Bakırköy 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan ve hakkında yakalama emri çıkartılıp bu veçhile yakalandıktan sonra 28.07.2010 tarihli tarihli oturumda duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmayan sanığın, son celseye katılımı sağlanmadan yokluğunda mahkumiyetine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.