Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/26709 E. 2016/2177 K. 25.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26709
KARAR NO : 2016/2177
KARAR TARİHİ : 25.02.2016

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 24.04.2010 tarihinde asker arkadaşı olan katılanı arayarak bir arkadaşının 2.000 adet …. altını bulduğunu, 15.000 TL verdiği takdirde altınları birlikte alabileceklerini söyleyip ortaklık teklif ettiği, katılanın bu teklifi kabul ettiği, ertesi gün arkadaşı (…..) ile birlikte S……. ilçesine gelip sanık ile buluştuğu, sanığın yanında ….. adlı iki kişinin olduğu, ….. isimli şahsın katılana bir adet …… Lira olarak tabir edilen altın para verdiği, katılanın altını kuyumcuya götürüp kontrol ettirdiğinde gerçek olduğu anlaşıldığı, aynı gün arkadaşı ile birlikte ….. ayrılıp ….. gittiği, katılanın 27.04.2010 tarihinde 15.000 TL parayı temin ederek arkadaşı ile birlikte tekrar ….. …… geldiği, buluşma yerinde sanık ve ……. isimli şahsın olduğu, katılanın arkadaşının araçtan inerek parayı …… verdiği, …….. de içinde ………. altını olduğu söylenen keseyi katılanın arkadaşına verip 10 dakika sonra geliyorum dilerek ayrıldığı, ….. gelmemesi üzerine keseyi açtıklarında içinde metal pul olduğunu gördükleri ve dolandırıldıklarını anladıkları, katılanın sanığın diğer asker arkadaşlarını aynı şekilde dolandırabileceğini düşünerek askerlik arkadaşlarına durumu anlattığı, aradan yaklaşık bir ay geçtikten sonra sanığın, katılanla ortak asker arkadaşı olan ….’ı arayarak elinde …… olduğunu söylemesi üzerine ……. otogarında buluşmaya karar verdikleri, …..’ın durumu katılana anlattığı, katılanın polise haber verdiği ve böylece 25.05.2010 tarihinde sanığın ……otogarında polis tarafından yakalandığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/02/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.